Sanal alemin iç yüzü…

internet

Her gün içerisine daldığımız, güvenilirliği kendinden menkul bilgi yığınının başımıza boca edildiği, ömrümüz boyunca göremeyeceğimiz kadar insanı kısa bir sürede tanımamızı sağlayan, gittikçe, hardal tanesi kadar cirmimizin olmadığı fezâya benzeyen bir âlem, gerçeğin kopyası bir sanallık; internet

Evet, birazdan ne olduğunu anlatmaya çalışacağımız adına internet denen bu âlemde hiçbir şey kendi zatıyla (bizzat) var değil ama var gibi; bir kopya. Kitap sayfalarının, mürekkebin olmadığı, hadsiz büyüklükte bir kütübhane; kanın, canın, hissin olmadığı; insânî bir mahşer alanı fakat temelinde (basitten karmaşığa doğru) elektromanyetik dalgaların, 0 ve 1’lerin ve kod (code) yığınlarının olduğu garip bir tezgâh…

İnternet, başlangıçta Amerikan ordusunun ordu içerisindeki iletişimini kolaylaştıracak olan ARPANET denen bir proje olarak başlamış, kısa zaman içerisinde bütün dünyayı içerisine alan “genel bir ağ” haline gelmiştir. Amerikalı araştırmacıların üç bilgisayarın birbiriyle iletişim kurmasını sağlamaya çalışarak başlayan proje, kısa sürede evreni andıracak bir büyüklüğü sahip “sanal âlem” olan interneti doğurmuştur.

Peki başlangıçta üç bilgisayarın birbiriyle iletişim kurmasını sağlayan bu teknoloji, şimdi nasıl oluyor da milyarlarca bilgisayarın birbiriyle haberdar olabilmesini sağlayabiliyor?

internet nedir
internet nedir

Evet, yukarıdaki Internet bulutunun içinde bir yerlerde WAN’ın (Wide Area Network) yani internetin oluşmasını sağlayan bir cihaz var; adı Router.

(Dikkat! Bahsettiğimiz router, internet bulutunun içerisinde. Sağ köşede router yazan cihaza takılmayın.)

Router, yönlendirici demek. İki ağın (Örn: her biri, birbiriyle iletişim kurabilen üç bilgisayardan oluşturan iki yerel ağ) birbiriyle iletişim kurabilmesini sağlamaya yarıyor. Yani Amerika kıtasını A noktası, Asya kıtasını B noktası farzedersek, A noktası ile B noktasını birbirine bağlama işini işbu cihaz hallediyor.

Router, veri aktarımını paket dağıtım denen (tek bir iletişim hattı kullanarak birden çok makineyle haberleşebilmesi için verinin küçük parçalara ayrılıp bu parçaların daha sonra paketler halinde düzenlenmesi) aktarım şekliyle sağlamakta. Yani telefon teknolojisindeki devre dağıtım (bir iletişim bitmeden ikincisinin başlayamaması) modelinden çok daha gelişmiş bir veri aktarım teknolojisiyle mümkün olmaktadır. Tabi bu router’ın nasıl çalıştığı, internetin en temel düzeylerinden biri olduğu için oldukça teknik bir mevzuu.

İnternet ağının oluşumundaki cihazı anlattıktan sonra bu ağı bizim bilgisayarımıza getiren cihazı konuşalım. Neredeyse hepimizin evinde bulunan modemden bahsediyorum. TDK, çevirge olarak Türkçeleştirmiş olsa da kimsenin modem için çevirge dediği duyulmuş değil…

Modem ismi, aşağıda anlatacağımız modülasyon-demodülasyon işlem isimlerinin sentezinden oluşmaktadır.

Modem şeması
modem nedir

Bildiğiniz gibi internet, telefon kablosundan gelmektedir. Peki telefon kablosuna nasıl geliyor? Tabii ki sözünü ettiğimiz modem vasıtasıyla. Madde madde sayarsak bulutun karşı tarafı ve sizin tarafınızda olan olaylar şu şekilde cereyan ediyor:

  1. Karşı taraftaki modem, bilgisayardan aldığı dijital bilgiyi modülasyon işlemine tabi tutarak telefon kablosundan geçebilecek analog bilgiye çeviriyor.
  2. Bu bilgi telefon kabloları vasıtasıyla büyük veri merkezlerine, oradan internet adını verdiğimiz buluta gidiyor.
  3. Daha sonra yukarıda anlattığımız router, bu bilgiyi sizin internet sağlayıcınızın (TTNET, Superonline vs.) bağlı bulunduğu router’a yönlendiriyor.
  4. Buradan sizin internet bağlantınızı sağlayan telefon hattınıza gönderiliyor.
  5. Sizin modeminiz ise telefon kablonuza gelen bilgiyi tekrar bilgisayarınızın anlayabileceği dile yani dijital veri diline çevirerek demodülasyon yapıyor.

Evet, özet olarak yazılmış bu aşamalardan sonra bilgisayarınız internet ağına bağlanıyor ve o büyük âleme giriş yapabiliyorsunuz.

Bu yazımızda internetin ne olduğunu, internet bilgisayarımıza nasıl geldiğini anlatmaya çalıştık. İkinci yazımızda ise WWW yani web site dediğimiz şeyin nasıl oluştuğunu anlatacağız…

Abdullah Yargı

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir