İslam ve Akıl Tartışmaları

407 okunma

Modernist düşüncenin en büyük yanılgısı, doğası gereği farklı bir paradigma içinden hayatı değerlendiren modernliğin kavramları üzerinden İslam’ı değerlendirmelidir. Kadın-erkek eşitliği, miras bölüşümü, şahitlik gibi konulara modern paradigmanın parametreleri ışığında baktığımızda çelişkinin olması kaçınılmazdır.

İslam akıl dinidir.” mottosu mesela. Burada genel olarak İslam’ın pozitivizm ve rasyonalizm kavramıyla çatışmadığı tezi var. Oysa “onlar gayba inanırlar.” ayetindeki gayb, ne pozitivist düşüncenin ne de rasyonalizmin kabul edeceği bir şeydir. Çünkü pozitivizm de, rasyonalizm de aklı ve duyumları aşan bir bilgiyi kabul etmiyorlar.

Kuşkusuz akıl deyince ilk akla gelen İslami kavram içtihat kavramıdır. İçtihat, önüne çıkan sorunlara Kuran ve Sünneti temel alarak, Müslüman âlim, aydın ve entelektüelleri çözüm arama çabasıdır. Modernist düşüncenin tezlerini temel alarak Kur’an’a modernizmi onaylatmak içtihat değildir.

Akıl-vahiy tartışmalarında iş oraya vardı ki, Kur’an’daki ilim ve akıl kelimelerini, fizik, kimya gibi bilimlere; akıl kavramını da rasyonalizme indirgedik. Oysa her medeniyetin kendine özgü bir akıl anlayışı vardır.

Kuşkusuz Kur’an sistematiği, kullandığı bütün kavramları birbiriyle ilintili kılar. Bütün dinlerde ve ideolojilerde olduğu gibi İslam’da da kurucu kavramlar vardır. Her kavram kurucu kavramlarla bağlı olmak zorundadır. Allah, tevhid, ahiret, risalet kurucu kavramlardır. Akıl, ilim, adalet gibi kavramların tamamı hem birbirleriyle, hem de kurucu kavramlarla uyum içinde olmalıdır.

Batı dünyasında kullanılan metafizik kavramı ile gayb kavramı özdeşleştirilemez. Batı felsefelerinde metafizik anlayışlarının kurucusu akıldır. İslam dünyasında ise gayb akıl üstü bir kaynağa işaret eder.

“İslam akıl dinidir.” mottosu, büyük ölçüde, Ernest Renan’ın İslam dinine yönelttiği eleştirilere verilen cevaplarla ilgilidir. Renan, İslam’ın bilimsel düşünce üretmeye elverişli olmadığını söylüyordu. İslam dünyasında akıl tartışmaları büyük ölçüde bu tarihsel ortamda oluşuyordu. Modern zamanlardaki vahiy-akıl tartışmalarının arka planında Renan ve ona karşı yapılan savunular belirleyici olmuştur.

Modern dönemdeki akil- vahiy tartışmaları ile İslam’ın klasik çağındaki akil- vahiy tartışmaları aynı düzlemde değildir. Modern dönemde ki tartışmalar, Müslümanların bilim, düşünce, askeri ve ekonomik olarak yenildikleri bir zaman diliminin ürünüdür. Bu yüzden Klasik dönemdeki tartışmanın izlerini taşımaz.

Akıl-vahiy tartışmalarında iş oraya vardı ki, Kur’an’daki ilim ve akıl kelimelerini, fizik, kimya gibi bilimlere; akıl kavramını da rasyonalizme indirgedik. Oysa her medeniyetin kendine özgü bir akıl anlayışı vardır.

Belki de akil- vahiy tartışmalarına en sağlam noktadan bakan düşünürlerin başında Muhammed İkbal gelmektedir. Muhammed İkbal hem Batı düşüncesinin özüne nüfuz etmiş, hem de İslam düşüncesinin temel ölçütlerini iyi bilen bir düşünürdür.

Unuttuğumuz gerçek ise şu; bizim medeniyetimizin ve inancımızın başat kavramı olan “vahiy” pozitivist düşünceye göre insanlığın eski dönemlerinden kalan efsanelere; rasyonalizme göre ise asla deney ve akla uygun olmayan, dahası akıl dışı bir değere işaret eder. Bu yüzden pozitivizmin aklı ile İslam düşüncesi arasında paralellikler aramak imkansız bir çabaya işaret etmektedir.

Kuşkusuz, “hayatta en hakiki mürşit, ilimdir, fendir.” ifadesinde kendini bulan anlayıştaki ilim, fen ve mürşit kelimeleri pozitivist mantık açısından değer bulmuş; çok büyük ölçüde de Fransız pozitivizminin önde gelen Renan’ın İslam karşıtı (İslam’ın bilimsel düşünce üretmeye uygun olmadığı ve ilerlemeye engel oluşturduğu) düşüncelerinden ilham almıştır.

Cumhuriyetin ilk dönemindeki zihniyet gerek düşünce, gerek felsefe, gerekse pratik uygulama anlamında pozitivizmin izinde şekillenmiştir. Bu anlayışa göre bilim ile Allah arasında kurulan her bağlantı yanlıştır. Türk pozitivist akademisyenlerin “Bilim doğası gereği materyalisttir.” anlayışının temelinde de Auguste Comte pozitivizminin izleri bulunur.

İslam-akıl tartışmalarını batının ürettiği rasyonalizmin engellemesinden kurtarmak gerekir.

Yusuf YAVUZYILMAZ

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir