Türk Tarihinde Kürşad Ayaklanması

Dostlar çoğunuzun bildiği gibi biz Türkler için en önemli şeylerden birisi bağımsızlık düşüncesine her daim sahip oluşumuz ve bu düşünceye göre hareket etmemizdir. Zira tarih bunun bir çok örnekleriyle doludur. Kurtuluş Savaşı buna örnektir. Biz bağımsızlığımıza düşkün bir milletiz. Asla başka bir devletin esareti altında zillet içinde yaşamayı göze alamayız. Böyle bir şey bizim sahip olduğumuz değerlere terstir. İşte bu yüzden tarih boyunca bir çok devlet kurduk. İster beylik olsun ister imparatorluk, ne olursa olsun hep bir devlet kurmaya çalıştık ve genellikle bunu başardık. Zaten uygarlığa en askerlik alanında yaptığımız katkı dışında diğer katkımız devlet teşkilatıdır. Hemen bir olup devlet kurabilme düşüncesine sahip olmamızdır. Yani bağımsızlığımızın peşinde olmamızdır.

İşte bugün bu bağımsızlık mücadelelerinin ilki sayılan Kürşad Ayaklanmasından bahsetmek istiyorum. Çoğumuzun okullarda öğrendiği gibi Göktürkler ikili devlet teşkilatına sahipti. Yani Batıyı tigin yani kağanın kardeşi yönetirken doğuyu kağan yönetiyordu. Fakat asıl güç doğu tarafındaydı. Çünkü düşman doğudaydı yani Çin’di. Çin, Orta Asya tarihinde bizim en büyük düşmanımız olmuştur. Bu yüzden devletin Doğu tarafı hakim olan taraftı. Fakat Çin kalabalık nüfuslu bir ülke olduğu için Türk devletine yapılan baskılar sonucu devlet yıkıldı ve Çin’in boyunduruğu altına girdi. Çin hakimiyetine giren Türkler onların emri altında çalışmaya başladılar. Fakat bu durum zamanla onların asimile olmasına sebep olabilir ve Çinlileşebilirlerdi. İşte o yüzden bağımsızlığa kavuşmak şarttı. Bu yüzden Kürşad ve arkadaşları bir plan kurdular. Plana göre, her gece kıyafet değiştirip sarayından çıkan Çin hükümdarı ani bir sokak baskını ile ele geçirilecek ve Ötüken’e kaçırılacaktı. Daha sonrada karşılığında esirler ve Çinlilerin hakimiyeti altındaki Türk toprakları istenecekti. Topraklar ele geçirilince Urku Tigin başa geçecek ve devlet yeniden kurulacaktı.

Fakat planın gerçekleştirileceği gün dışarıda yağmur vardı ve hükümdar sarayından dışarı çıkmamıştı. Kürşad bunun üzerine planı ertelemedi ve sarayı basmak için harekete geçtiler. Savaş daha sarayın kapısında başlamıştı. Yüzlerce Çin askerini öldürüyorlar fakat kendilerinden de ölenler oluyordu. Sayıları iyice azalıyordu. Bunun üzerine Ötüken’e kaçmaya çalıştılar. Kürşad’ın kırk çerisinden bir kaçı kalmış ve atlarını hızla Ötüken’e sürüyorlardı. Fakat önlerine çıkan Vey Irmağı onlara geçit vermiyordu. Zira yağmur sularından orada bulunan köprü yıkılmış ve bu yüzden karşıya geçemiyorlardı. O an da Kürşad ve çerileri ölümü göze alarak Çinlilerle vuruşmaya devam ettiler. Fakat Çinlileri öldürdükçe arkalarından başkaları geliyordu. Kürşad ve çerileri sonunda dayanamadılar ve aldıkları kılıç darbeleri ile orada öldüler.

Fakat bu olay Türklerin ilk yazılı belgesi sayılan Orhun Anıtları’nda da geçmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Kürşad ölmüştür fakat yenilmemiştir. Zira ölürken atının üstünde çarpışarak can vermiştir. Onlara karşı eğilmemiştir. Bu olaydan sonra Çinliler Türkleri asimile etme yani benliklerini yitirerek kendilerine bağlama projesinden vazgeçmişlerdir. Bu olay Türklere cesaret vermeye devam etmiş ve en sonunda 2. Göktürk Devleti’ni kurmuşlardır. Kürşad ve arkadaşları orada ölseler de bağımsızlık fikirleri yaşamış ve devlet sonunda kurulmuştur. İnsanlar ölse de fikirler hep ayaktadır ve dimdiktir.

Bağımsızlık fikri de kişiler ölse de her daim kendini ortaya koyar. Bu ister askeri olsun ister siyasi ister ekonomik farketmez. Biz her daim bağımsızlığımıza, devletimize ve vatanımıza sahip çıkmalıyız. Kuru boş gündem tartışmalarından sıyrılarak, ülkemizi ileri götürecek beler yapılabilir? Bunun uğraşısını vermeliyiz. Çünkü bu millet başka devletlerin boyunduruğunda olmayı hiç sevmedi ve bu bizim karakterimize ters…

Mesut Buldu

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir