Türkiye’de Siyasi Partiler

turkiyede-siyasi-partiler

Mensubu olduğunuz her sosyal grubun ya da siyasi oluşumların veyahut dile getirilen görüş ve önerilerin özgürce ve alenen söylenegeldiği her platformda fikir ayrılıkları, farklı bakış açıları görmek mümkündür. İşte siyasi partilerin oluşumu ve yapısı da tıpkı böyledir. Kimi zaman bir ahenk yakalansa da çoğu zaman çatlak sesler korosu gibi her ağızdan bir ses çıkar. Ancak önemli olan farklı fikirlerin peydah olması değil, bu durumdan dersler çıkarabilmektir.

Her ne kadar modern anlamda partileşmenin temeli Fransa’daki ihtilal sonrasında görülse de insanoğlunun var olduğu her dönemde farklı fikirler gündeme gelmiştir. Bu da karşıt görüşleri ve  gruplaşmaları  meydana getirmiştir. Bugünkü yazımda anlaşılacağı üzere, Türkiye’deki siyasi partilerin yapısından ve oluşumlarından bahsetmek istiyorum.

Türkiye’deki Siyasi Partilerin Oluşumu ve esasları, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na göre düzenlenir. Siyasi Partilerden söz eden ilk Anayasa 1961 Anayasası’dır. 1961 ve 1982 Anayasalarına göre , demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak çalışırlar.(md.4) Vatandaşlar siyasi parti kurma hakkına sahiptirler. Siyasi Partiler Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, önceden izin almaksızın serbestçe kurulurlar (md.5).

siyasi-partiler
Siyasi Partiler Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, önceden izin almaksızın serbestçe kurulurlar (md.5).

Siyasi Partiler, partiye üye olma yeterliliğine sahip en az otuz türk vatandaşı tarafından kurulur. Siyasi Partilerin genel merkezi Ankara’da bulunur.(md.8). Kimlerin üye olabileceği de kanunda açıkça ifade edilmiştir. Kanuna göre, onsekiz yaşını dolduran, medeni ve siyasi hakları kullanma ehliyetine sahip bulunan(hak ehliyeti-fiil ehliyetine sahip ve siyasi suçlardan yasaklanmamış her birey) her Türk vatandaşı bir siyasi partiye üye olabilir.

Siyasi Partilerin Örgütlenme ve çalışmalarıyla alakalı bazı detaylar ise şöyledir :

  • Siyasi Partiler ticaretle uğraşamazlar. Kredi veya borç alamazlar.
  • Siyasi Partiler, üyelerine ve diğer gerçek ve tüzel kişilere hiçbir şekilde borç veremez.
  • Siyasi Partilerin mali edinimleri Anayasa Mahkemesince denetlenir. Bu denetime Sayıştay yardımcı olur.
  • Tamamen kapatılan bir parti balka bir ad altında kurulamaz.
  • Bir Partinin kapatılmasına sebep olan kimseler Anayasa Mahekemesinin ilgili kararının yayımından başlayıp 5 yıl süre ile başka bir partinin kurucusu, yöneticisi, üyesi, denetçisi olamazlar.
  • Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri, rumuzları, rozetleri vb. işaretleri aynen ya da iltibasa mahal verecek şekilde kullanılamayacağı gibi, daha önce kurulmuş Türk Devletlerine ait, topluma mal olmuş bayrak,  amblem ve flamalar da siyasi partilerce kullanılmaz.
  • Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden mali yardım alan parti tamamen kapatılır.
  • Hakimler ve Savcılar, memurlar, silahlı kuvvetler mensupları, işçi niteliği taşımayan kamu görevlileri, yükseköğrenim öncesi öğrencileri siyasi partilere üye olamazlar ve üye olarak kaydedilemezler.( Kamuda çalışan işçi statüsündeki kişilerle yükseköğrenim öğrencileri 18 yaşını doldurmaları koşulu ile siyasi partilere üye olabilirler.
  • Yükseköğrenim kurumlarındaki yüksek öğretim elemanları, rektör, dekan vb. yönetici vasfının olmaması şartıyla siyasi partilere üye olabilirler.

En az 20 milletvekiline sahip olan siyasi partiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grup kurabilirler. Siyasi Partilerin seçimlere katılabilmesi için illerin en az yarısında oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış ya da TBMM’de grubu bulunması şarttır. 9 Eylül 1923’de Atatürk tarafından kurulan  “Halk Fırkası” Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk siyasi partisidir.1924 yılında da adı “Cumhuriyet Halk Fırkası” olarak değiştirilmiştir. Türkiye çok partili sisteme ise 1945 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nin dışında ikinci bir parti olarak Milli Kalkınma Partisi’nin kurulmasıyla geçmiştir. Ancak bu süreç uzun soluklu olmamış, parti içerisindeki muhalif olan grup parti meclis grubuna Dörtlü Takrir adıyla bilinen bir önerge sundular. Ülke ve parti yönetiminde liberal görüşler içeren bu önerge parti meclisi tarafından reddedildi. Dörtlü Takrirde imzası bulunan Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan daha sonra  7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’yi kurdular. Türkiye’de 1946 yılına kadar iki dereceli seçim uygulanmıştır. 1946 seçimleri ilk tek dereceli ve çok partili, 1950 seçimleri ise ilk gizli oy açık sayımın yapıldığı seçimlerdir.

Siyasi Partilerin tüzük program ve icraatları devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne,  insan hakları eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyete aykırı olamaz. Hiçbir tür diktatörlüğü savunamaz, suç işlenmesini teşvik edemez. Parti faaliyetleri konusunda kapsam belirleyen ve yaptırım uygulayan demokrasi anlayışına Militan (Mücadeleci) Demokrasi Anlayışı denir. Militan demokrasinin amacı özgürlükçü demokrasiyi ortadan kaldırmak olan akım ve fikirlere meşru siyasi faaliyet alanını kapatan demokrasi anlayışıdır. Militan Demokrasi Anlayışı 1961 Anayasası ile geldi.

    Biraz da siyasi partilerin kapatılmasından bahsederek bugünkü yazımı sonlandırmak istiyorum. Siyasi Partileri kapatma yetkisi Anayasa Mahkemesi’nde, kapatmak için dava açma yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na aittir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı davayı re’sen açabileceği gibi Bakanlar Kurulu’nda görüşüldükten sonra Adalet Bakanı’nın talebi üzerine ya da bir başka siyasi partinin talebi üzerine de açılabilir. Siyasi Partilerin kapatılması için kapatmayı gerektiren suçun işlendiğinin bariz olması gerekir. 2010 Anayasa değişikliğine göre, siyasi partilerin kapatılması için Anayasa Mahkemesinin 3’te 2 çoğunlukla karar vermesi gerekir. Anayasa Mahkemesi dilerse devlet yardımından mahrum bırakma cezası da verebilir. Bir siyasi partiye devlet yardımı yapılabilmesi için mutlaka son milletvekili genel seçimlerine katılmış ve geçerli oyların %3’ünden fazlasını almış olması gerekir.

Faydalı olması temennisiyle…

Emre Kayaalp

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir