Medeni Yargıda Ön İnceleme Aşaması

Bu yazı 72 kez okunmuştur.

Bilindiği üzere medeni yargıda bir dava çeşitli aşamalardan oluşmaktadır. Bunlar,

1. Davanın Açılması (m. 118 vd.) ve Karşılıklı Dilekçelerin Verilmesi (m. 126-136),
2. Ön İnceleme (137-142),
3. Tahkikat (Şekli Tahkikat İşlemleri (143-183) ve İspat (187-293)),
4. Tahkikatın Sona Ermesi ve Sözlü Yargılama (m. 184-186),
5. Hüküm (m. 294 vd.)

aşamalarıdır. Yazımızda ele alacağımız ikinci aşama olan ön inceleme aşamasıdır. Birinci aşama olan Davanın Açılması ve Dilekçeler Aşamasını daha önce yazmıştık. Buradan ulaşabilirsiniz: http://www.bizimkose.com/12/15/davanin-acilmasi-ve-dilekceler-asamasi/

Ön İnceleme Aşaması Neden Getirildi?

01.10.2011 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğü ile hukuk sistemimize giren ön inceleme aşaması, kanununun 137 ila 142. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ön inceleme aşamasında, genel olarak usule ilişkin, eksiklikler incelenir ve giderilmeye çalışılır. Ayrıca davanın konusu olan temel uyuşmazlık noktalarının belirlenmesi yapılır ve bütün bu hususlar tutanağa geçirilir.

Ön inceleme aşamasında tarafların sulhe veya arabuluculuğa teşvik edilmesi, iddia ve savunmaların değiştirilip genişletilmesi konuları üzerinde önemle durulması gereken ayrıntılardır. Dilekçeler aşamasını anlatırken de belirttiğimiz gibi bu aşamada da hatalı tercihler yapmamak ve hak kayıplarına uğramamak için bir avukatın yardımına ihtiyaç vardır.

Bu kurum ile tahkikat aşamasından önce gerekli hazırlıkların tam olarak yapılması, hâkimin ve davanın taraflarının (varsa vekillerinin) dava dosyasına hâkim olması ve bu yolla uyuşmazlığın tam olarak tespiti; gereksiz olarak yargılamanın tahkikat aşamasına kadar gelmesi sonucunu doğurabilen veya bu aşamada yargılamayı gereksiz olarak uzatabilecek unsurların ayıklanarak tahkikat aşamasına geçilmesi amaçlanmıştır. (Ermenek, 2011) Ön inceleme aşamasının kabulüyle, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanmasından sonra ve tarafların ellerinde bulunan delilleri mahkemeye sunmalarından, elde olmayan delillerin ise nereden getirtileceklerinin bildirilmesi ve masrafların ödenmesinden sonra, tüm bu dava malzemesinin incelendiği tahkikat aşamasına geçilmesi amaçlanmıştır. (Pekcanıtez, H. ; Atalay, O. ; Özekes, M. 2013, s.309). 

Ön İnceleme Aşamasında Yapılacak İşlemler

  1. Dava şartları ve ilk itirazların incelenmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz md. 114 dava şartlarını düzenlemektedir. Dava şartları bir davanın olmazsa olmazıdır ve mahkeme davanın her aşamasında bu hususu gözetmelidir. Dava şartlarının noksanlığı davamızın usulden reddiyle sonuçlanmasına sebep olur. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise mahkeme noksanlığın giderilmesi için kesin süre verecektir. Yine de eksiklik giderilmezse davamız usulden reddedilecektir. (Md.115/2)

Bu noktada mahkeme dava şartı eksikliğinin farkına varmaz ve işin esasına girildiğinde noksanlık giderilmiş olursa mahkeme davanın usulden reddine karar veremez. (Md.115/3) Bu durumun tipik örneği 18 yaşını doldurmamış başka deyişle dava ehliyeti olmayan birinin dava açması ve dava sürecinde 18 yaşını doldurmasıdır. Hal böyle olunca mahkeme md. 114/1-d bendince dava ehliyeti yoksunluğuna karar veremeyecektir.

Dava şartları yalnızca mezkur maddede zikredilenden ibaret değildir. Başka kanunlarda da dava şartları düzenlenebilmektedir. Örneğin 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu md. 3’de arabuluculuk dava şartı düzenlenmiştir. Bu madde günümüzün önemli hukuki tartışmalarından bir tanesidir.

İlk itirazlar ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz 116. Maddesinde düzenlenmektedir. Bunlar, kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı ve uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazıdır. İlk itirazlar dava şartlarından sonra (Md.117/2), ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanırlar (Md.117/3). Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli husus ilk itirazların hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği, aksi halde dinlenmeyeceğidir. (Md.117/1)

Örneğin kesin yetkili mahkemenin bulunmaması şartıyla tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. (Md.17) Ancak bu yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülebileceği unutulmamalıdır. (Md.19) Hal böyle olunca itiraz hakkının zayi olmaması için cevap dilekçesinin avukat marifetiyle hazırlanması önem arz etmektedir.

Ön inceleme aşamasında dava şartları ve ilk itirazların incelenmesine ayrıca önem atfedilmiştir. Bu inceleme ayrı bir madde başlığı altında düzenlenerek, incelemenin dosya üzerinden yapılarak karar verilmesi kural olarak belirlenmiştir. Ancak mahkeme takdiri olarak gerekli görürse ön inceleme duruşmasında konu hakkında tarafları dinleyerek kararını verebilir. (Md.138)

  1. Ön İnceleme Duruşmasına Davet

Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 139 da ön inceleme duruşmasına davet düzenlenmiştir. Mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında incelemesini yaptıktan sonra ön inceleme için bir duruşma günü tespit eder ve taraflara bildirir. Burada çıkartılacak meşruhatlı davetiye üzerinde önemle duracağımız hususları içerir. Maddeye göre “Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir.

  1. Sulhe Teşvik

Sulhe teşvik konusunu ele aldığımızda; öncelikle bilmemiz gerekir ki taraflar üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konularda sulh olabilirler. (Md.313/2) Davanın konusu dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dahil edilebilir. (Md.313/3) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. (Md.313/4)

Ön inceleme aşamasında sulhe veya arabuluculuğa teşvik ihtiyari değil zorunludur. Bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder.(Md.140/2)

Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır.

Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. (Md.140/3)

  1. Gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez

Ön inceleme aşamasında bir tarafın duruşmaya gelmemesi duruşma açısından engel oluşturmadığı gibi gelmeyen tarafın aleyhine durumların ortaya çıkmasına da sebep olabilir. Özellikle aşağıda ele alacağımız delillerin ikamesi ve iddia ve savunmaların genişletilmesi konularında duruşmaya gelmeyen taraf itiraz da bulunamaz.

  1. Delillerin Sunulması ve Toplanması İçin Gerekli İşlemlerin Yapılması

Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir. (Md.140/5)

Ön inceleme aşamasında sulhe veya arabuluculuğa teşvik ihtiyari değil zorunludur.
  1. İddia ve Savunmanın Genişletilmesi veya Değiştirilmesi

Kanun koyucu iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesini davanın aşamalarına bağlı olarak üç farklı durumda düzenlenmiştir. (Md.141/1-2)

  • Davanın dilekçeler aşamasında serbestlik esastır. Başka deyişle, davacı iddiasını cevaba cevap dilekçesinde serbestçe geliştirebilir veya değiştirebilir, davalı ise ikinci cevap dilekçesinde savunmasını serbestçe değiştirebilir veya genişletebilir.
  • Ön inceleme aşamasında kural, karşı tarafın açık muvafakatı ile iddia ve savunmanın genişletilebileceği veya değiştirilebileceğidir. İstisna ise karşı tarafın mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesinde ortaya çıkar. Bu durumda duruşmaya gelen taraf dilekçeler aşamasında olduğu gibi iddia ve savunmasını değiştirip genişletilebilir.

(Bu noktada davanın avukat ile takip edilmesi duruşmanın kaçırılmamasını sağlar ve böylelikle hak kayıplarının önüne geçer.)

  • Tahkikat aşamasında ise iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah (Md. 176) ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır. (Md.141/2)

Tarafların ıslaha ancak bir kez başvurabileceği göz önüne alındığında (Md. 176/2) ön inceleme aşamasına gidip karşı tarafın yokluğunu lehimize kullanarak iddia ve savunmamızı değiştirebilecek veya genişletebilecekken ıslah hakkımızı tüketmenin ne denli hata olacağı görülecektir.

  1. Uyuşmazlık Noktalarının Tespit Edilmesi

Ön inceleme aşamasının ana hedefi olarak ifade edebileceğimiz uyuşmazlık noktalarının tespiti hem yargılamanın sağlıklı/verimli gerçekleştirilmesi hem de hızlı gerçekleştirilebilmesini sağlar.

Mahkemenin tarafların çekişme konusu ettikleri vakıaları net olarak görmesi o vakıalara odaklanmasına ve gereksiz noktalarda tahkikattan uzak durmasına sebep olur. Yargılamanın makul sürede gerçekleşmesi sağlanmış olur. Böylelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Md. 6 da düzenlenene “Adil yargılanma hakkı”nın önemli bir yönü sağlanmış olur.

Ülkemizde taraflar yargılamaların çok uzun sürmesinden yakınmaktadırlar. Bu durumun önemli sebeplerinden bir tanesi de elbette uyuşmazlıkların taalluk ettiği noktaların başta belirlenmemesi, uzun tahkikat sürecinde durumun tekrar tekrar değerlendirilmesidir. Daha da vahim olanı tam olarak tespit edilememiş uyuşmazlığın adalete aykırı bir şekilde hükme bağlanmasıdır. Ön inceleme aşaması bu durumların önüne geçilmesinde önemli bir argümandır.

  1. Hak Düşürücü Süreler ve Zamanaşımı

Kanunumuzun 142. Maddesi “Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar.” hükmünü haizdir.

Özellikle bilinmelidir ki hak düşürücü süreler itiraz olarak öne sürülebilirken zamanaşımı bir defidir. Dolayısıyla hak düşürücü süre hakim tarafından davanın her aşamasında re’sen nazara alınırken zamanaşımı defi taraflarca ve zamanında ileri sürülmelidir. Bu bakımdan ön inceleme aşaması tamamlandıktan ve tahkikata geçilmeden önce hak düşürücü süreler ve zamanaşımı konusunda hakim karar vermeden yerinde müdahale edilmesi gerekir. Esasında süreler maddi hukuka ilişkindir. Kanaatimizce yasa koyucu, usul ekonomisi yönünden fayda gözeterek sürelerle ilgili kararın tahkikat aşamasına geçilmeden verilmesini hükme bağlamıştır.

  1. Tek Duruşma Kuralı

Medeni yargıda ön inceleme duruşması kendine has bir ön duruşmadır. Duruşma yazılı yargılamada her ne kadar ilk celse olarak sayılsa da bu tahkikat duruşması değildir. Ancak basit yargılamada durum biraz farklıdır. Basit yargılamada tahkikatın ilk duruşması ön inceleme duruşmasıdır (Md. 320).

  1. Tutanak Düzenlenmesi

Ön inceleme duruşması tamamlanınca usule ilişkin hususlar, tarafların uyuşmazlık noktaları, özellikle sulh olup olmadıkları hakkında özel bir tutanak düzenlenir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür (Md. 140/3).

  1. Tahkikata Geçiş

Her ne kadar ön inceleme aşaması duruşma yapılarak gerçekleştirilse de onu tahkikat aşaması ile karıştırmamak gerekir. Kanunun emredici hükmü gereği, “Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez. (Md. 137/2).” Dolayısıyla ön inceleme duruşması tahkikat duruşması olmayıp, özellikleri itibariyle kendine has, bağımsız bir duruşmadır. Ancak aşağıda vereceğimiz Yargıtay hukuk genel kurulu kararınca da belirtildiği üzere sınırlı olarak tahkikat işlemlerine benzer/tahkikata hazırlık işlemleri yapılabilir.

Ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar ile sınırlı olmak üzere tanık dinleme, belge inceleme, bilirkişi görüşü alma, keşif yapma ve yemin teklif etme gibi işlemler yapılabilir, ancak tahkikata yönelik işlemler yapılamaz. (YARG. HGK. 2013/2445 E. , 2015/1522 K. T. 10.6.2015)

Av. Cumali KORKMAZ


KAYNAKÇA

Ermenek, İ. , (2011) İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt:2 Sayı:1 Yıl:2011 145

Pekcanıtez, H. ; Atalay, O. ; Özekes, M. (2013), Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları , Ankara , 2013

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/2445 E. , 2015/1522 K. T. 10.6.2015

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir