‘Havva Olmasaydı Hiçbir Kadın Kocasına İhanet Etmezdi, İsrailoğlulları Olmasaydı Et Kokmazdı’ Hadisi Uydurma mı?

Bu yazı 151 kez okunmuştur.

Mealizmin her çıkmaz sokağında, her sıkıştığında joker hakkı gibi, can simidi gibi tutunduğu bir hadise daha spot ışığı çevirelim..

Zaten bu tarz müteşabih hadisler olmasaydı ekmeklerini nereden kazanacaklardı bu arkadaşlar?

❌ Havva olmasaydı hiçbir kadın kocasına ihanet etmezdi diyor uydurma hadisiniz.

✔ Hayır, “Havva olmasaydı hiçbir kadın kocasını değiştirmezdi” diyor.

Yani kadınların kocaları üzerindeki etkilerinin Hz. Havva’dan kalan genetik bir kadınlık mirası olduğunu söylüyor.

⏩Kadınlar sert mizaçlı kocalarını yumuşatır, agresif hallerini değiştirirler, nahif tabiatlı oldukları için.

❌Olur mu, hadiste ihanet kelimesi geçiyor.

✔ Bu kelime tek başına kullanıldığında ihanet anlamındadır, fakat الدهر kelimesi ile birlikte kullanıldığı zaman bir Arap deyimi oluyor ve değiştirme anlamını kazanıyor. Araplar خانه الدهر derler, yani zaman onu değiştirdi.

Buhârî’de geçen 2. varyantında ise tek başına kullanılmıyor, الدهر kelimesi de var. Bu durumda kelime lugat anlamından sıyrılıp deyim anlamı kazanıyor.

⏩ Mesela “zil çalıyor” ifadesi tek başına kullanıldığında eve birisinin geldiğini anlatır. Ama “Etekleri zil çalıyor” diye etekleri kelimesiyle birlikte kullanıldığında kişinin çok sevinçli olduğu anlaşılır. Zil çalmak ifadesi lugat anlamından koptu, deyim anlamı kazandı. Burada da ihanet kelimesi lugat anlamından kopuyor ve değiştirmek anlamında deyimleşiyor.

En doğrusunu Allah bilir..

❌Neden alimler ihanet demişler o zaman.

✔ Alimler de ihanet tabiriyle Hz. Havva’nın Hz. Adem’i etkilediğini kastetmişler. Hz. Havva’nın Hz. Adem’i aldattığı veya hâşa hainlik ettiği gibi bir anlam yüklememişler. Bu anlamı yükleyen sensin.. Ama çok heveslenmeyin; bu hadisten sizin inkarınıza malzeme çıkmaz.

❌ İsrailoğulları olmasaydı et kokmazdı diyor uydurma hadisiniz.

✔ Etin kokmasına ne sebep olur?

❌ Bakteriler.

✔ Bakteriler mutasyona uğrarlar mı?

❌ Uğrarlar.

✔ Mutasyona uğramış bakterinin genetik özellikleri değişir mi?

❌ Değişir.

✔ O zaman bakterilerin tarihin bir döneminde, mutasyona uğramadıklarını ve eti kokutma özelliklerini sonradan bu mutasyonla kazanmadıklarını nereden biliyorsun?

Yani bu tarihî mutasyon öncesinde bakterilerin eti kokutma özelliklerinin olduğunu nereden biliyorsun? İsrailoğulları dönemine gidip mikrobiyolojik inceleme mi yaptın?

❌ Bunu bilemeyiz tabi, ama peygamber de bilemez.

✔Bu bir gayb bilgisidir ve “Allah gaybı size bildirmez, ancak peygamberlerine bildirir.” diyor Cin 26. Ayet.

❌İsrailoğulları mı bu bakterileri mutasyona uğratmış?

✔Olabilir, neden olmasın?

⏩ Anaerobik ortamdaki sıcaklık,

⏩ Eti istifledikleri kayaçların kimyasal yapısı,

⏩ Depoladıkları etle harmanladıkları herhangi bir doğal droğun kimyasal içeriği.. Gibi fiziksel faktörler mutasyona uğratmış olabilir. Uğratmasının önündeki engel ne?

❌ Ama etler İsrailoğullarından önce de bozuluyordu, öyle olmasa Firavunlar cesedlerini neden mumyalatmak istesin?

✔Hadiste etin bozulmasından değil  kokmasından bahsediliyor. Bozulma kelimesi geçmiyor. Tamam İsrailoğullarından önce de et bozuluyordu ama, bozulan et kokuyor muydu?

❌ Bozulan et kokar, dene gör.

✔Bu dediğin günümüzde böyle. Asırlar öncesinde de böyle olduğunu nereden biliyorsun? Bakterilerin önceden sadece eti bozucu özellikleri varken, sonradan ekstra olarak kokutma özelliğini de mutasyonla kazanmadıklarını kim ispat edebilir o asra gitmeden, görmeden?

❌Sanki peygamber mikrobiyoloji mi biliyordu..

✔ Mikrobiyoloji bilmesi gerekmez, mikrobiyolojiyi yaratan Allah ona bildirdikten sonra..

❌O zaman neden binlerce alim senin gibi açıklamıyor bu hadisi..

✔ Zaten alimler etin ilk olarak İsrailoğulları döneminde koktuğunu söylemişler, illa ki varyasyon, mutasyon gibi afilli tabirleri kullanmaları mı lazım?

⏩ Ayete göre ; Allah’ın İsrailoğulları’na lütuf olarak indirdiği bıldırcın etini depolayıp, biriktirmemeleri bizzat Allah’ın emri olduğu hâlde, Allah’ın onlara bu rızkı sürekli olarak göndereceğini söylemesine rağmen, açgözlülüklerinden günlük gönderilen bıldırcın etini istifleyip saklamışlardır. Alimler onların hırslı açgözlülüklerinin, başka bir deyişle karaborsacılık yapar gibi, sonraki gün yenisi gönderileceği hâlde, üstelik Allah biriktirmelerini yasakladığı hâlde depolamalarının cezası olarak etlerinin kokutulduğunu söylüyorlar. Bizim yaptığımız izah alimlerin bu beyanına muhalefet değildir, çünkü biz İsrailoğullarının açgözlülükleri yüzünden sebep oldukları bu hadisenin asırlar sonrasındaki etlerin de kokmasıyla nasıl bir ilişkisi olduğunu, onlara ceza olarak kokan etin sonraki asırlardaki etlerin kokmasıyla nasıl bir alakasının olduğunu Allah’ın kanunu olan bilim ile açıkladık. Bunun mümkün olduğunu bizzat mikrobiyoloji, genetik gibi bilimler söylüyor dedik. Yani alimlerin izahının olası bir izahını yaptık.

⏩Asırların geçmesiyle hadise yeni izahların getirilmesi normaldir, çünkü yeni bilimsel keşifler zuhur etti. Örneğin; Hadid Suresi 25.ayette “Demiri indirdik” mealinde bir ifade var, oysa demir madeni yerden çıkar, gökten inmez. Bu ayeti eski büyük tefsir alimlerimizden herhangi birisi kozmogonik olarak; Süpernova isimli yıldızdan uzay yoluyla dünya göğünden demirin indiği şeklinde yorumlamış mıdır? Hayır. Çünkü onların döneminde astronomi ilmi bugünkü düzeyde değildi. Onların tefsiri de elbette doğrudur ancak ayetin ekstradan böyle bir izahı da oluyor yeni keşiflerle.Her ayetin tek bir izahı olmadığı gibi her hadisin de tek bir açıklaması olmaz. Birden çok anlam katmanları, derinlikli, çoklu izahları olur. Ne Allah’ın kelamı Kur’an, tek yönlü, tek kasıtlı bir mesaj içerir ve ne de peygamberimiz konuştuğunda sadece bir tek anlamı kasteder, O cevami’u-l kelim’dir yani bir tek bir sözle birden fazla mesajı verir, birden fazla anlamı sunar.Bu anlamlardan birinin de 21.yüzyılda açığa çıkması çok doğal. Çünkü Kur’an’ın her asra bakan bir penceresi olduğu gibi 21.asra bakan bir penceresi de vardır, Hadislerin de öyle. Ayet ve hadislerin bilim çağı olan 21.asra hitab eden bir anlam katmanına bilimselliğin ışığında izah getirilmesi diğer eski izahlarla çatışmaz, aksine onlara yeni bir boyut ve takviye cepheler kazandırır. Bu hadise de mikrobiyolojinin ışığında yeni izahlar getirmek eski zamanlardaki alimlerin izahlarına muhalefet anlamına gelmez. Çünkü onlar 21.asırda yaşasalardı yeni bilimlerin yorumlarına kulak tıkayacak değillerdi. Eski alimlerin bilime sırt çevirecek insanlar olmadıklarının en kesin delili, bizzat kendilerinin de cebir, hendese, ilm-i nücum.. Dedikleri matematik, astronomi gibi ilimlerle ilgileniyor olmalarıdır.
Zaman ilerledikçe; pek çok ayet ve hadisin daha önceki asırlarda bilinmeyen yeni bir hakikati, taşıdığı farklı bir sır ortaya çıkabilir. Çünkü ayet ve hadislerin her asra bakan birer pencereleri mutlaka vardır.

Osman COŞAR

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir