Vergi İsyanları

661 okunma

Vergi, devletlerin hükümranlık gücüne dayanarak kamu harcamalarını finanse etmek saikiyle herkesten mali gücüne göre aldığı karşılıksız ve cebri ödemedir. 1982 Anayasasının 73.maddesinde “Vergi Ödevi“ başlığı ile yapılan düzenleme ise şöyledir:

-Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne (Mali gücü çok olanın, mali gücü az olana göre daha çok vergi ödemesi gerektiğini ifade eder.) göre vergi ödemekle yükümlüdür.

-Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır.

-Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

-Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.

>> Avrupa’da Görülen Vergi Ayaklanmaları
>> Amerika Tarihinde Vergi Karşıtı Olaylar

Her ne kadar vergi ve benzeri mali yükümlülükler yasama organınca getirilmesi kabul edilse de gerek Avrupa’da gerekse birçok dünya devletinde verilen yetkiler yüz yıllardır keyfiyete ve nepotizme (Kayırmacılık) yol açmış; bu da halkın gerek şahsi gerekse örgütlenmiş bir halde ayaklanmalarına sebebiyet vermiştir.

Avrupa’daki vergi karşıtı olaylardan bahsederek konumuza devam edelim.

Avrupa’da Görülen Vergi Ayaklanmaları

Wat TYLER Ayaklanması (1381)

Kraliyetin görüldüğü İngiltere’de Kral, hükümranlık gücüne dayanarak vergileme yetkisini kullanmış ve vergi tarh ve tahsilatının dilediği şekilde yapılabilmesini resmileştirmiştir. Ancak artan kamu harcamaları vergileme yetkisinde keyfiyete yol açmıştır. Vergileme yetkisinin kötüye kullanımı vergilerin kanuna dayalı olarak getirilmesini zorunlu kılmıştır. İngiltere’de vergileme yetkisini tespit eden ilk resmi belge “Magna Carta Libertatum“ (Büyük Özgürlük Fermanı) olmuştur. Bu fermanda vergilerin yalnızca halk meclisi tarafından konulabileceği kabul edilmiştir. 1215 yılında Kral John tarafından imzalanan bu anlaşma ile vergilendirme yetkisi ilk kez sınırlandırılmış olup “temsilsiz vergi” nin olamayağı apaçık ortaya konulmuştur. Daha sonraları Halk Meclisinde olan Vergilendirme Yetkisi Parlamentoya geçmiştir. Yıl 1381 i gösterdiğinde bir vergi isyanı patlak vermiştir. İngiltere’nin en popüler ve görülen ilk vergi isyanı olma özelliğini taşıyan bu isyan, öncülüğünü yapan Wat Tyler’ın adı ile anılmıştır. Wat Tyler isyanı aynı zamanda Köylüler İsyanı olarak da bilinmektedir. İsyanın ortaya çıkış nedenleri şöyle sayılabilir;

  • 1348 yılında başlayan veba salgını
  • 1349 yılında yayımlanan bildiriye rağmen yüksek ücret ve iş gücü sorunlarının çözülememesi
  • Ayni vergi olarak köylülerin haftada en az iki gün Kiliselere ait olan arazilerde çalışma zorunluluğu
  • Fransa ile yapılan savaşın uzun süre devam etmesi, savaşın kaybedilmesi ve artan kamu giderlerinin halkın ödediği vergilerle karşılanması
  • Baş vergisi olarak atfedilen yeni bir verginin yürürlüğe girmesi
İngiltere’de vergileme yetkisini tespit eden ilk resmi belge “Magna Carta Libertatum“ (Büyük Özgürlük Fermanı) olmuştur.

1381 yılında baş vergisini neden ödemediklerini tespit etmek amacıyla Essex Köyü’ne gelen bir memur köylü tarafından kovalanmıştır. Aynı şekilde çevre köylerin de katılımı ile organize olan köylüler askerlerin müdahalesine de aldırış etmemiş, kralla görüşmek için Londra’ya doğru hareket etmiştir. Londra’ya giren Köylülerin ilk icraatı vergi kayıtlarının tutulduğu binayı ateşe vermek olmuştur. Kral konuyu yeniden değerlendireceğini söylese de köylü isyanları devam etmiş, kralın başpiskoposu ile hazine veznedarı da köylüler tarafından linç edilmiştir. Olaylar karşısında tedirgin olan kral, çok sıkı ve sert önlemler alarak olayları bastırmıştır. Ayrıca aynı olaylar tekrarlanmasın diye de baş vergisi yürürlükten kaldırılmıştır.

Hampden Hareketi (1629)

Hampden Hareketi Kral I. Charles’ın parlamentodan yetki ve uygunluk almadan vergi tarhiyatı yapmasından kaynaklanmaktadır. Kral I. Charles 1629 yılında meclisi dağıtarak 1640 yılına kadar toplantıya çağırmamış, bu süre zarfında temel gıda ve ihtiyaç ürünleri üzerine vergiler getirmiş aynı zamanda cebri borçlanmaya giderek halktan zorunlu olarak borçlanmıştır. Halk bu duruma dirense de Kral pek oralı olmamış ve donanmanın ihtiyaçlarını karşılamak üzere “Ship Money“ adıyla yeni bir donanma vergisi getirmiştir. Gelir toplamak isteyen kralın geleneklere aykırı davranarak vergi yükümlülüğü getirmesi halk içinde çatlak seslerin çıkmasına neden olmuştur. Vergiye karşı direniş gösteren Hampden adında bir mükellef, vergiyi ödemeye yanaşmayınca krallık mahkemesine sevk edilmiştir. Mahkemenin haksız yere Hampden’i mahkum etmesini kabullenemeyen Halktan bir kesim diğer halk gruplarını da galeyana getirmiş ve ayaklanma büsbütün artmıştır. Vergi tahsilatları sekteye uğramış, devlet gelirleri azalmış ve mali durum kötü bir hal almıştır. Bu durum karşısında Kral I. Charles tepkilere boyun eğmiş ve parlamentoyu toplamak zorunda kalmıştır. Toplanan parlamento ise donanma vergisini kaldırmıştır.

Poujade Hareketi, Fransa (1950)

1950’li yıllarda Fransa’da görülen Poujade Hareketi şu şekilde özetlenebilir; Fransa’nın en yoksul yerlerinden biri olarak görülen Lot bölgesinde yapılan toplantıda Meclis üyelerinden biri, maliye müfettişlerinin kasabadaki esnafı denetleyeceği bilgisini almıştır. meclis toplantısında denetime şiddetle karşı konulması gerektiği kararlaştırılmış ve ertesi gün denetime çıkan maliye müfettişleri büyük bir direniş ile karşılaşmış ve denetim yapamadan geri dönmüşlerdir. Direnişi organize eden kişi kasabada esnaf olan ve küçük bir kırtasiye dükkanını işleten ve aynı zamanda belediye meclis üyesi olan Pierre Poujade olmuştur. Poujade Hareketinin ortaya çıkış nedenleri şöyle sayılabilir;

  • Halkın içinde bulunduğu sefalet
  • Halkın gelir seviyesinin düşük olması
  • Dolaylı vergilerin artırılması ve fiyat mekanizması kanalı ile nihai tüketici olan halka yansıtılması
  • 1952 yılından itibaren uygulanmaya başlanan deflasyonist politikalar
  • Esnaf ve zanaatkarların üzerine getirilen ekstra mali yükümlülükler
  • Vergi oranlarının artırılması
  • Denetimlerin sıklaştırılması, vergi kayıp ve kaçaklarına karşı uygulanan cezaların ağırlaştırılması
  • 1950 yılında çıkan Kore Savaşı
  • Vietnam’da uzun süre devam sömürge savaşları

Bu hareketin temel amacı esnaf ve zanaatkar kesmi maliyenin sert ve acımasız tutumuna karşı müdafaa etmektir. Başlangıçta bir direniş gibi görülse de zamanla siyasi bir oluşum haline dönüşen bu hareket parlamento üzerinde de etkili olmaya başlamıştır. 1956 yılında yapılan seçimlerde Fransız Parlamentosu’na 52 parlamenter sokarak siyasi olarak da büyük bir başarı elde etmişlerdir.

İngiltere’de Baş Vergisi İsyanı (1990)

İngiltere’nin ilk kadın başbakanı ve aynı zamanda Demir Leydi lakabı ile bilinen Margaret Thatcher’ın 22 Kasım 1990 yılında başbakanlık görevinden istifa etmesi hem İngiltere de hem de dünya siyaset tarihinde büyük yankı uyandırmıştır. Demir Leydi’yi istifa etmeye götüren nedenlerden biri yerel yönetimlerin temel gelir kaynağı olarak görülen konut vergisinin yerine getirilen baş vergisinin parti içi muhalefete sebep olmasıdır. Ayrıca o dönemde peydah olan Körfez Krizi ile birlikte bu yeni verginin, donanmanın ihtiyaçlarını karşılamak üzere yürürlüğe girdiğini ortaya atan görüşler de olmuştur. Konut vergisine kıyasla vergi yükü artan halk , baş vergisine ağır tepkiler göstermişlerdir. Hükümet halkın vergi yükümlülüğünü azaltan bir takım tedbirler almaya girişse de halkın vergiye karşı gösterdiği reaksiyon günden güne şiddetlenerek artmıştır. Başlangıçta olaysız başlayan gösteriler zamanla bölgede yer alan işyerlerinin ve esnafların yağmalanması ile bir isyan haline dönüşmüştür. Ortaya çıkan bu hadise ile birlikte başta basın ve yayın organları olmak üzere sivil toplum kuruluşları ve parlamento üyeleri Thatcher aleyhine propagandalar ve demeçler düzenlemişlerdir. Durumu fırsat bilen muhalif milletvekilleri de Thatcher aleyhine demeçler vermişlerdir. Bu gelişmeler karşısında Demir Leydi lakabı ile özdeşleşen Margaret Thatcher 22 Kasım 1990 senesinde istifasını sunmuştur. Baş vergisi ise 1993 mali yılının başından itibaren geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.

Amerika Tarihinde Vergi Karşıtı Olaylar

Pul Vergisi İsyanı (1765)

İngiltere 1760 yılından sonra yeni kıtadaki koloniler üzerinde hem siyasi hem de mali alanda nüfuz kurabilmek adına yeni bir sistem getirmeye çalışmış, aynı zamanda vergi ve benzeri gibi mali yükümlülükler de getirmişlerdir. Ayrıca Fransa ile karşılaşılan Yedi Yıl Savaşlarının ardından oluşan ağır ekonomik şartlar da kolonileri vergiye bağlamak için etkili olmuştur. 1763 yılında İngiltere’de kamu borç stoğu savaş öncesi döneme göre iki katına çıkmıştır. Bu sebeple dönemin Maliye Bakanı George Grenville’in İngiliz Parlamentosunu ikna etmesi ile 1 Kasım 1765 yılında “Pul Yasası“ adında yeni bir verginin çıkarılması kolonileri büyük endişeye sevk etmiştir. Bu gelişmelere sert tepki gösteren kolonilerin aynı zamanda Amerika Kıtasındaki siyasal oluşumları da hız kazanmıştır. Amerikan Bağımsızlık Hareketi, 13 koloniden 9’u bir araya gelerek “temsilsiz vergi olmaz“ ilkesinden hareketle New York’ da toplanarak bir bildiri yayımlamışlar, Virginia Eyaletindeki Parlamento görüşmelerinde Amerikan hiçbir temsilcinin olmadığını ve dolayısıyla temsilcisi olmayan ve rıza gösterilmeyen hiçbir vergisel yükümlülüğü tanımadıklarını ifade etmişlerdir. Pul Yasasını protesto etmek üzere yapılan toplantılar 1765 yılında başlamıştır. Pul Yasası Kongresi Amerika Birleşik Devletlerinin doğum yeri olarak kabul edilmektedir. İngiliz Parlamentosu gelir kaybının giderilmesi maksadıyla kolonilerin İngiltere den yapacağı ithalat üzerine bir dizi vergiler getirmiş ve Townhend Yasaları yürürlüğe girmiştir. Koloniler ekonomik özgürlüklerini kısıtlayan hiçbir şeyi kabul etmeyerek bu duruma da sert tepki göstermişlerdir. Pul vergisi isyanı aynı zamanda koloniler için bağımsızlık yolunda büyük katkı sağlamıştır.

Boston Çay Partisi İsyanı (1773)

Townhend Yasasındaki düzenlemeler neticesinde kağıt, boya, cam, kumaş ve çay üzerine vergiler konulmuştur. İngiltere , Fransa ile yapılan Yedi yıl Savaşları sonucunda Hindistan sömürülerini eline geçirse de savaşın ağır ekonomik şartlarını ve giderlerini kolonilere dayatma fikrinde ısrarcı olmuştur. Getirilen mali yükümlülükler az da olsa Amerikan halkı, tepkisine devam etmiştir ve ülke genelinde İngiliz mallarına karşı büyük bir boykot hareketi başlamıştır. Koloniler de bu ayaklanmayı örgütlenmiş bir halde protesto ederek halkın boykot hareketine sahip çıkmışlardır. Özellikle Bostonlular diğer kesimlere nazaran daha sert tepkiler vermişlerdir. 5 Mayıs 1770 yılında ortaya çıkan ve İngiliz askerleri ile halk arasında çıkan kargaşada , halka karşı ateş açılması üzerine büyüyen olaylar üç Bostonlunun ölmesi ile giderek artmıştır. Boston Katliamı olarak da tarihe geçen bu olay halkı doğal olarak galeyana getirmeye yetmiştir. İngiliz Parlamentosu kağıt, boya, cam ve kumaş üzerindeki vergileri kaldırmış Doğu Hindistan Şirketini mali açıdan desteklemek maksadı ile Çay vergisini kaldırmamıştır. Bu kadar hadisenin nedeni çayın üzerine getirilen bir vergi elbette değildir. İngilizlerin halk üzerinde nüfuz kurma isteği ve mali beklentileri olayları bu noktalara taşımıştır. İngilizler onca muhalif görüşe rağmen Boston Limanına getirdikleri çayı ülkeye sokmak istemişlerdir. Ancak Samuel Adams’ın (Amerikalı devlet adamaı aynı zamanda Amerika Özgürlük Bildirisini imzalayan üyelerden biridir.) öncülüğündeki muhalif grup 16 Aralık 1773 gecesi Mohawk Yerlileri (Başta Newyork olmak üzere bir çok eyalette yaşamış Kızılderili kabilesinin bir parçası kabul edilen yerli halk) kılığına girerek İngiliz gemilerine saldırmışlar ve çay yüklü sandıkları denize boşaltmışlardır. Boston Limanı açıkları çayın rengini almış ve bu hadise Boston Çay Partisi (Boston Tea Party) adıyla tarihe adını yazdırmıştır.

Shays İsyanı (1786-1787)

Amerikalıların bağımsızlık mücadelesine yeltenmesinde temsilsiz vergileme hususu büyük rol oynamıştır. Shays İsyanı, temsili vergilemenin de olumsuz neticeler doğurabileceğini savunmuştur. Adını isyana öncülük eden Daniel Shays’dan almıştır. Shays isyanının gelişim süreci ve sonuçları ise şöyle sayılabilir;

  • Bağımsızlık mücadelesi sonrası İngiltere’nin Amerikaya ticari hususlarda ambargo uygulaması
  • Ağır iklim şartlarının ekonomik koşulları da olumsuz etkilemesi ve bu durumun toplumda yarattığı gergin hava
  • Yeni kurulan devletin henüz resmi parasının olmaması

Mali durumun bu denli sarsılması yeni vergilere de kapıyı aralamıştır. Devlet başkanı George Washington’un da desteklediği ve tarımsal faaliyetleri hedef alan yeni vergiler getirilmiş olup bu durum çiftçileri epey bir zorlamaya başlamıştır. Hükümet vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyen kişilere müeyyide uygulamak maksadı ile vergi mahkemelerini kurmuştur. Mahkeme borcunu ödemeyen çiftçilerin mallarını müsadere yöntemi (el koyma) ile ya da cebri uygulamalarla sattırarak alacağını tahsil etme yoluna gitmiştir. 1789 yılının Ağustos ayında Northampton ve Concord şehirlerinde kurulan mahkemenin faaliyetlerine karşı bir grup çiftçi, çiftçileri bir araya getirmek için organize olmuş fakat Shays o grubun aksine mahkemenin kurulmasını engellemenin daha sürdürülebilir bir çözüm olduğu kanaatindedir. Shays Vergi mahkemesinin bir sonraki durağı olan Sprinfield’a yönelmiştir. Ordunun cephane depolarından biri bu şehirde olmasına ve askerlerce sıkı şekilde korunmasına rağmen Shays ve yanında yer alan 700 yoldaşı mahkemenin kurulmasına engel olmuşlardır. Bu gelişmeler Shays İsyanı olarak adını tarihe yazdırmıştır.

Viski İsyanı (1794)

Birleşik Devletler Bağımsızlık Bildirgesini kaleme alan ünlü yazar ve ünlü bürokrat Benjamin Franklin’in “Özgürlük ağacı zaman zaman vatanseverlerin ve zorbaların kanı ile sulanmalıdır.” sözü vergi isyanlarını doğrular niteliktedir. Viski isyanı da bunlardan biridir. Viskinin vergi kapsamına alınması ülkenin batı bölgesinde yer alan Pennsyvanialı viski üreticileri üzerinde ağır mali yükler getirmiştir. Üreticiler başlarda vergiye muhalif olup vergiden kaçınma yollarını ararken artan şiddet ve baskılar karşısında bu ayaklanma bir vergi isyanına dönüşmüştür. Bu ayaklanmanın öncülüğünü ise vergiye karşı direnç göstermeyip ödemeyi tercih edenleri öldürmekle ün kazanan Tom Tinkey yapmıştır. Düzenlenen vergi karşıtı miting ve ayaklanmalar adından fazlasıyla söz ettirmeyi başarmıştır. Bu mitinglerde başta Tom Tinkey ve kendilerini Viski Çocukları (Whiskey Boys) diye adlandıran isyancılar önemli roller almışlardır. Netice olarak isyancılar bir zafer daha elde etmiş olup Viski Yasasının yürürlükten kaldırılmasını sağlamışlardır.

Fries İsyanı (1799)

John Adams’ın başkan seçilmesinden sonra federallerin ağırlıkta olduğu kongre; Fransa’dan gelebilecek tehditler karşısında ordunun güçlendirilmesi gerektiği hususunda karar almıştır. Kongrenin bu kararı karşısında hükümet ordunun ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına bir takım somut adımlar atmıştır. Hükümet servet üzerinden alınan yeni bir vergi üzerinde durmuş; bu vergi ise başta arazi, bina gibi gerçek servet unsurlarını kapsarken özellikle binaların rayiç değerlerini ve vergiye tabii menkul ve gayrimenkul kıymetleri de detaylandırmıştır. Binaların oda ve kapı sayısı, metrekaresi, balkon büyüklüğü gibi kriterler vergileme konusunda önem arz etmektedir. Ülkemizdeki konutlarda Fransız balkon olarak tabir edilen (salon ya da oturma odalarında boydan pencerelerin olduğu kısımlarda yalnızca saksı vs konulabilen bölmeler) bölmeler Fransız halkının vergiden kaçınmak için balkonlarını metraj olarak küçültmesinden kalma bir kültürdür diyebiliriz.

Vergiye karşı direnişte ön sıralarda yerini alan Fries kısa sürede onlarca taraftar edinerek güçlü bir direnişe ön ayak olmuştur.Fries’ın bu tepkisi halk arasında yandaş bulduğu kadar hükümet nezdinde de bir o kadar muhalif görüşe sebep olmuştur. Vatan hainliği ile suçlanan Fries idam ile cezalandırılacağını öğrenince geri adım atarak Başkan Adams tan af talebinde bulunmuştur. Kabine her ne kadar af hususunda olumsuz görüş bildirse de Adams insiyatif kullanarak idam olmasına mani olmuştur. 1800 yılı seçimlerinde başkan olarak seçilen Jefferson’ın ilk icraatı ise kalkışmalara sebep olan tüm vergileri yürürlükten kaldırmak olmuştur.

Faydalı olması temennisiyle…

Emre KAYAALP

2 Yorum Var

  1. Emre Bey,
    Vergi yükümlülükleri yıllara sari artış gösteren ne yazık ki gelire göre yüzdesel olarak daha yüksek oranlarda artan sırtımızda ağır bir yük konumundadır. Allah yardımcımız olsun..

    1. Aynen Allah yardımcımız olsun

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir