Canlılar ve İnorganik Bileşikler

255 okunma

Birçoğumuzun taksisi ya da motosikleti vardır. Bu araçların ve diğer araçların metal aksamı, motor kısmı ve diğer kısımları yer alır. Vidaları, contası, aküsü vb.

Bizleri de bir taksi örneğine benzetecek olursak, kaporta ve motor aksamı ile birçok kısım protein, yağ ve karbonhidrattan oluşmuştur. Ama bu aksamı bir araya getiren vidalar kısmı vardır ki bunu inorganik yapıda moleküller oluşturmaktadır. Araçtaki aksamları vidalamazsanız o araçtan hiçbir şey bekleyemezsiniz.

Peki, nedir bu inorganik yapılı bileşikler? Basitçe dört gruba ayırmamız mümkündür. Bunlar:

  • Su
  • Tuzlar
  • Asit/Baz
  • Mineraller

Bu dört sınıf inorganik yapılı bileşiklerin hepsi dışarıdan alınır ve canlı tarafından üretilemezler. Aynı zamanda sindirime uğramazlar ve enerji vermezler. Hücrenin yapısına katılırlar ve düzenleyici rolleri vardır.

Su inorganik bileşiklerden en önemlisidir. Canlının yaklaşık % 70’i sudan oluşmaktadır. Enzimlerin çalışması ancak suyun varlığında gerçekleşir. Aynı şekilde vücut sıcaklığının sabit tutulması içinde su olmazsa olmazlar içindedir. Boşaltım maddelerinin atılması yine su sayesinde olur. İyi bir çözücüdür.

Tuzlar ise kanın osmotik basıncını dengelemekte çok önemli yere sahiptir. Osmotik basınç sayesinde hücre içine ya da hücre dışına madde transferi sağlanır.

Asit dediğimiz zaman pH değeri yani ortamda yer alan hidrojen derişiminin 0 ile 7 arasında değer taşıyan moleküller aklımıza gelir. pH ifadesi hidrojen derişiminin 10’un eksi ifadesinin mutlak değeridir. 10 üssü -3 ifadesi 10 üssü -4 ifadesinden daha büyüktür. Bu nedenden dolayı pH 3 ifadesi pH 4 ifadesinden daha asidik karakterdedir.

Baz ifadesinde de pH ifadesi kullanılabileceği gibi Poh ifadesi de kullanılabilinir. Ortamda bu sefer OH iyonlarının derişimi fazladır. Ph ile ifade edildiğinde 7 ile 14 arasındaki değerler, Poh ile ifade edildiğinde 0 ile 7 arasındaki değerler ele alınır.

Asit ve baz dengesi çok önemlidir. Kanın Ph değeri farklı, beynin farklı ve diğer organların ki farklıdır. Dengenin bozulması akıl hastalıklarına ya da egzama gibi bazı rahatsızlıklara neden olabilir.

Mineraller ise çok çeşitli olup genellikle su ile beraber alırız. Alyuvarların yapısında demir yer alırken kemiğin yapısında kalsiyum yer almaktadır. Aynı zamanda bazı mineraller bileşik enzimlerde yardımcı kısım olarak görev yapmaktadırlar. Minerallerin eksik olması birçok rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olur. Bu yüzden dolayı dengeli bir şekilde beslenmek ve su içmek önem arz etmektedir.

Lütfi ŞAHİN

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir