Irk, Etnisite ve Din

Bu yazı 24 kez okunmuştur.

İnsanlık tarihinde ırk ve etnisite sorunlarından kaynaklanan etnik ilişkiler; imha politikası, nüfus mübadelesi, çoğulculuk gibi örneklerle tezahür etmiş, her zaman gündemin belirleyicileri arasında var olagelmiştir.

>> Irk ve Etnisiteyle İlgili Temel Kavramlar
>>> Irk
>>> Etnisite

Din ve etnisite arasında derin ve yakın ilişkiler bulunmakla birlikte bazı yönlerden kuramsal kopukluk gözükmektedir.

Bu çalışmada tarihte ırk ve etnisite terimlerine yüklenmiş muhtelif anlamlar ele alınacaktır. Konuyla ilgili temel teoriler ve bu teoriler ile dinsel yaklaşım ilişkileri incelenecektir.

Irk ve Etnisiteyle İlgili Temel Kavramlar

Irk

Irk, 16. yüzyılın başından 19. yüzyılın başına kadar ‘ortak özellik’ anlamında kullanılmakla birlikte sosyolojideki en karmaşık kavramlardan biridir.

Terimin günlük kullanımıyla bilimsel temeli arasında çelişki bulunmaktadır. Günlük dilde, insanların biyolojik olarak bazı ırklara bölünebileceği kabul edilirken, modern genetik, ırkları tanımlamak için kullanılan genetik faktörlerin, derin genetik benzerliklerden uzak olduğunu iddia etmektedir.

Esasen, insanların birbirlerine karışmaları, ırki olarak net bir bölünmenin olmasını imkansız kılmaktadır.

Bir takım bilimsel ırkçılık yandaşları ve fizikçi antropologlar, ırkları; beyaz, siyah ve sarı olmak üzere üçe ayırmaktadır.

Beyazların üstünlüğüne atıf yapan bu tasnif, fikir birliğine varılan bir tasnif olmamakla birlikte birçok grubu derinden etkilemiştir.

18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başları arasında ortaya çıkan ırk kuramları, Batılı ülkelerin siyasi nüfuzlarını haklı çıkarmak için kullanılmıştır. Irkçı düşünceler ayrıca, Afrika ve Amerika yerlilerinin kolonileştirilmesini meşruiyet sağlayıcı olarak dini argümanları ve teolojiyi kullanmışlardır.

Dünya savaşları sonrasında nispeten pozitif değişmeler yaşanmış olmasına rağmen, söz konusu ırkçı anlayışın devam ettiği görülmektedir.

Etnisite

Dinsiz’ ve ‘pagan’ anlamı taşıyan etnik kelimesi, daha sonra ethnos’a; sonra da kabile ve ırk anlamına gelen etnikos’a dönüşerek etnisite kelimesinin temelini oluşturur.

Antik yunan, Helenistik Dönem ve Roma İmparatorluğu’nda, etnik ön yargı devam etmiş, etnik elitler sosyal ve siyasal anlamda imtiyaz sahibi olmuşlardır.

M.S. 4. yüzyıl itibariyle kavram, ‘Hristiyan’ olmayan, pagan ve batıl inançlı anlamında kullanılarak farklı bir anlam zeminine kaymış, 19. yüzyılın sonuna kadar aynı kalmıştır.

20. yüzyıldan itibaren, Hristiyanlık evrensel kimlik dayatması yaparak birçok beyaz kilise ırkçılık karşıtı tutumlarını ortaya koymuştur.

İslam’da ise Arap toplumuna inmesine rağmen dil ve kan birliğine dayalı Arap düşüncesine hiçbir yerde vurgu yapılmamış, ‘Müminler kardeştir’ prensibi esas alınmıştır. Kur’an’da insanlar fiziki özelliklerine göre değil de, iyilik-kötülük, ‘iman-küfür’ ikiliklerine göre tasnif edilmiştir.

Etnisite aynı zamanda milli, dini, kültürel kimliği de ifade eden bir kavramdır. Bu sebeple ırk, biyolojik çağrışımları olan bir kavramken, etnisite, daha çok toplumsal çağrışım yapmaktadır.

Bununla birlikte genel bir anlam ifade etmesi sebebiyle kavram kargaşasına sebep olmaktadır. Amerika’da zenciler ırk grubu olmalarına rağmen, etnik grup olarak isimlendirilirken; Yahudilerin etnik grup olduğu İngiltere’de Müslümanlar etnik grup sayılmamaktadır.

Abdullah YARGI

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir