Kelebek Etkisi

290 okunma

Bazen bir şey olur ve her şey değişir. Bu durum sadece basit bir tesadüften ibaret gibi görünse de aslında muazzam bir sistemin hesaplı işleyişidir. Evrende tesadüfi hiçbir boşluğa yer olmadığı gibi yaşantılarımızın aslında basit ve önemsiz gibi görünen ayrıntı ve tercihleri de hiçbir şekilde rastgele değildir. Günlük hayatta aldığımız basit kararlar ya da attığımız küçük adımlar hayatımızın geriye kalan kısmı için oldukça etkileyici olabilir. Ve hatta yaşam döngümüzün geriye kalan kısmı için büyük değişiklikleri tetikleyebilir. Örneğin bir olayın sonucu için sonsuz denecek kadar çok ihtimalden söz edebiliriz. Oysaki karşılaştığımız bir duruma vereceğimiz birçok farklı tepkiden birini seçip hayatımızı şekillendirdiğimizden çoğu zaman haberimiz bile olmuyor. Bu sadece insanoğlunun yaşamı için geçerli bir durum değil. Kuantum teorisine göre evrende birçok şey diğer birçok şeyle sonsuz bir ilişki içinde ve bu ilişki dinamik bir süreç olarak sürekli devam etmekte.

Hayatımızdaki küçük ve basit değişikliklerin büyük ve tahmin edilemez sonuçlar doğurmasına Edward N. Lorenz isimli bilim insanı “Kelebek Etkisi” olarak adlandırmıştır.

İşte bu şekilde hayatımızdaki küçük ve basit değişikliklerin büyük ve tahmin edilemez sonuçlar doğurmasına Edward N. Lorenz isimli bilim insanı “Kelebek Etkisi” olarak adlandırmıştır. Kelebek Etkisi bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen isimdir. Bu kuramı 1961 yılında Lorenz bilgisayarında hava durumu ile ilgili hesaplar yaparken binde birlik gibi çok küçük küsuratları önemsemeyip sisteme girmediği için bulmuştur. Edward N. Lorenz ilk hesaplamasında 0,506127 sayısını kullanmış fakat ikinci hesaplamada binde birlik farkın etkili olmayacağını düşünerek 0,506 sayısını kullanmıştı. Çünkü determinizme göre, girişteki küçük değişikliklerin çıkışta da küçük değişikliklere yol açtığı için binde birlik bir farkın sonuçları çok fazla etkilemeyeceğini düşünmüştü. İki sayı arasında çok küçük bir fark olmasına rağmen birinci hesaplama ile ikinci hesaplama sonucunda ortaya çıkan veriler kıyaslandığında ihmal edilen küsurata oranla oldukça büyük farklılık ortaya çıkmıştı. Lorenz ilk etapta bunu teknik bir arızadan kaynaklandığını düşünse de kısa bir süre sonra bilgisayara girdiği birbirine çok yakın değerdeki bu iki farklı sayıdan kaynaklandığını anladı. Lorenz’in sistemindeki simülasyona göre hava akımlarındaki bu çok küçük değişiklikler çok büyük doğal afetlere neden olabilmekteydi. Yani Lorenz’e göre Amazonda kanat çırpan bir kelebek Amerika’da kasırgaya sebep olabilirdi. Ve Lorenz bu sonuçlarla bilim dünyasına sonrasında çok büyük ses getirecek kuramı olan “kaos teorisi” yani “Başlangıç koşullarına hassas bağımlılık” kuramını kazandırmış oldu. Kaos teorisi sonrasında kelebek etkisi olarak adlandırılmıştır.

Lorenz 1963 yılında yayımlanan orijinal araştırmasında kelebek değil bir martının kanat çırpmasının hava durumunu değiştirebileceğinden bahsetmiştir. Fakat daha sonra verdiği konferanslarda martı yerine kelebeği kullanmıştır. Çünkü hesaplamalarında differansiyel denkleminin x ve z eksenlerinin birbirlerine karşı çizilmesi sonucu tıpkı bir “kelebek” şekli oluşuyordu. Ve artık kuram kelebek etkisi olarak kabul gördü.

Hesaplamalarında differansiyel denkleminin x ve z eksenlerinin birbirlerine karşı çizilmesi sonucu tıpkı bir “kelebek” şekli oluştuğu için ‘kelebek etkisi’ denmiştir.

Bu kuram ilk kez Lorenz’le ses getirse de temelini oluşturan kaos teorisinin tarihi yunan ve çin mitolojisine kadar dayanmakta. Bilim dünyasına ise 18. Yüzyılda giriş yapmıştır. Önceleri matematikçilerin dikkatini çeken bu teori sonraları fizikçilerin ilgi odağı olmuştur. Werner Heisenberg‘in 1927’de ortaya koyduğu kuantum mekaniği ilkesi ve sonrasında Edward N. Lorenz’in “Başlangıç koşullarına hassas bağımlılık” teorisi ile birlikte Newton mekaniğinden bu yana süre gelen klasik, lineer, determinist fizik sorgulanmaya başlanmıştır. Elbette ki determinizmin bilim dünyasına katkıları yadsınamaz. Fakat son yıllarda kuantum fiziğinin ve atom altı parçacıklarının daha iyi anlaşılmasıyla bilim dünyası özellikle mikroskobik sistemler için büyük ölçüde rotasını bu yönde değiştirmiştir. Fizikçiler, astronomlar, biyologlar, meteorologlar, ekonomistler ve hatta sosyal bilimler alanında çalışan bilim insanları bu rüzgardan etkilenmiştir.

Kelebek etkisi teorisinden yola çıkarak yapılan ve teorinin adını taşıyan “Kelebek Etkisi” filmi de oldukça çarpıcı bir şekilde bu teoriyi vurgulamaktadır. Filmin ana karakteri Evan günlüklerini okurken kendini birden bire geçmişe dönmüş olarak bulur. Bir çeşit zaman yolculuğu yapan Evan, gelecekten haberdar olduğu için geçmişte yaptığı hataları telafi etmeye çalışacaktır. Ancak geçmişe döndüğünde yaptıklarının sonuçları hiçte umduğu gibi olmayacak, her defasında beklenmedik sonuçlarla yaşamı kontrolsüz ve kaotik bir çıkmaza girecektir. Yani Evan her ne kadar mükemmel bir gelecek için geçmişte çabalıyor olsa da asla geleceği istediği gibi tasarlayamayacak ve büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktır. Aslında kontrolün elimizde olmadığı gerçeğini film oldukça çarpıcı bir şekilde işlemiştir.

Kelebek etkisi teorisinden yola çıkarak yapılan ve teorinin adını taşıyan “Kelebek Etkisi” filmi de oldukça çarpıcı bir şekilde bu teoriyi vurgulamaktadır.

Peki ilk başlarda evrene olan etkileri fantastik gibi gelen kelebek etkisi teorisi gerçekten insanların hayatlarında düşünüldüğü gibi büyük etkiler bırakır mı? Bunu yaşanmış olan birkaç olayla örneklendirmeye çalışalım. İlk olarak birinci dünya savaşını örnek olarak verebiliriz. Asırlık imparatorlukların yıkılıp yeni devletlerin kurulmasına sebep olan ve dünyanın dengesini değiştiren bu savaş bir Sırp milliyetçisinin Avusturya-Macaristan veliaht prensini öldürmesiyle başlamıştı. Yine Birinci Dünya Savaşı sırasında bir İngiliz askeri olan Henry Tandy yaralı halde bulduğu bir düşman askerini öldürmek istememiş ve belki de o sırada tüm dünyanın kaderini değiştirecek bir adım atmıştı. Çünkü yaralı olarak bulduğu ve öldürmek istemediği o düşman askeri Adolf Hitler’di. Hitler bu savaştan yaralı olarak kurtarılacak ve bir sonraki dünya savaşında 60 milyon insanın ölümüne sebep olacaktı. İster istemez insanın aklına acaba o gün Henry Tandy, Hitleri öldürseydi ikinci dünya savaşı çıkar ve milyonlarca insan ölür müydü sorusu geliyor. Ya da tam tersi Henry Tandy o sırada Hitleri öldürmüş olsaydı gelecekte ki dünya için çok daha büyük yıkımlar olabilir miydi ? Tarihte bu tarz örnekleri çoğaltmak mümkün. Son olarak yakın tarihten bir örnek verelim. 17 Aralık 2010 da Tunus’ta 26 yaşındaki bir gencin kendini yakmasıyla başlayan “Arap Baharı” şu an hala Kuzey Afrika ülkeleri ve Ortadoğuda çok kanlı ve kaotik bir şekilde etkisini sürdürmekte. İlk önce Tunus’ta etkisini göstermiş fakat sonrasında domino taşı etkisiyle tüm Arap dünyasını etkisi altına almıştır. 26 yaşındaki bir gencin kendini yakmasıyla başlayan ve hala devam eden olayların gelecekte Ortadoğu coğrafyası için nelere yol açacağı hala bilinememekte.

Evrendeki çok basit gibi görünen olaylar, attığımız küçük adımlar ya da aldığımız basit kararlar, hayatımızın sonraki aşamasını ve hatta koskaca dünyayı etkileyecek kadar güçlü bir tetikleyici olabilir. Yolda yürürken biri basıp düşmesin diye kaldırdığımız bir muz kabuğu sayesinde gelecekte insanlık için çok büyük buluşlara imza atacak bir insanın annesini kurtarmış olabiliriz. Ya da tam tersi üçüncü dünya savaşına neden olacak bir insanın…

Hayatımızı sürdürürken birçok kez seçim yapmak ve karar vermek zorundayız. Verdiğimiz olası kararlar birçok şeyin gidişatını değiştirebilir veya hiç istemediğimiz sonuçlar için tetikleyici olabilir. O yüzden vereceğimiz kararlarda düşünmek ve sonuçlarının güzel olması için tevekkül etmek tesadüflerin olmadığı bu evrende en güzel sonuçlarla karşılaşmamız için bir sebep olabilir. Bu sırlarla dolu evrende bizim iyi olarak algıladığımız şey aslında kötü, kötü olarak algıladığımız şey aslında iyi olabilir. Modern insanın bu çağdaki en büyük handikapı olan her şeyi kontrol edebilme dürtüsünü bir kenara bırakıp hayatın akışına güvenerek yol alabilmeyi öğrenmemiz gerek.

Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır. ALLAH bilir siz bilemezsiniz.” [Bakara / 216]

Yağmur KURTULMUŞ

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir