Ceza Hukukunun Temel İlkeleri

ceza-hukukunun-temel-ilkeleri

Suç, hukuk kurallarına aykırı davranıştır.

Ceza, hukuk kurallarına aykırı davranan kişiye uygulanacak olan yaptırımdır. Bu yaptırımların ne olacağını, nasıl ve hangi şartlarda uygulanacağını inceleyen ve düzenleyen hukuk dalı ise ceza hukukudur.

Ceza hukukunun temel ilkeleri vardır. Bunları kısaca açıklayalım:

A – YASALLIK (KANUNİLİK) İLKESİ: Suçun ve yaptırımın ne olacağının yasa ile belirlenmesini öngören ilkedir. Yasallık ilkesi hukukumuza ilk kez 1876 Kanun-i Esasi ile girmiştir. Bu ilkenin bazı sonuçları vardır. Temel sonuçları şöyledir;

  1. Belirlilik: ‘Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.’ (T.C.K Madde 2.)
  2. Aleyhe yasanın geçmişe uygulanmaması: ‘İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.’ (T.C.K Madde 7/I). Ayrıca eski yasaya göre de yeni yasaya göre de suç sayılan bir fiil için yeni yasa failin (yani suç işleyen kişinin) aleyhine ise yeni yasa uygulanamaz.
  3. Kıyas yasağı: Diyelim ki bir fiil yasada suç olarak düzenlenmiş, kişi de yasada suç olarak düzenlenmeyen bir fiili işlemiş olsun. Kişinin suç olmayan fiili, yasada suç olarak düzenlenen fiile benzetilerek cezalandırılamaz. İşte buna kıyas yasağı denir. T.C.K Madde 2/3: ‘Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.’
  4. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç oluşturması ve ceza vermesi yasağı: ‘İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. (T.C.K Madde 7/I) Yani bir kimsenin fiilinden dolayı cezalandırılması için fiilin işlendiği zaman uygulanan yasada o fiilin açıkça suç olarak düzenlenmesi gerekir. Yasada suç olarak düzenlenmeyen bir fiili idare, tüzük, yönetmelik veya kanun hükmünde kararnamelerle suç olarak düzenleyemez, ceza veremez. Ancak bu ilkenin tek bir istisnası vardır ki: O da ancak sıkıyönetim veya olağanüstü hal dönemlerinde kanun hükmünde kararname ile suç oluşturulabilmesidir.
  5. Örf ve adete dayanarak suç oluşturma ve ceza verme yasağı: ‘Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. (T.C.K Madde 2/I). Ceza, kişiyi derinden etkileyen, özgürlüğünü kısıtlayan, toplumdaki itibarını zedeleyen bir araç olduğu için ancak ve ancak kanunla verilmesi gerekmektedir.

B – KUSURSUZ CEZA OLMAZ İLKESİ: Fail, suç oluşturan eylemi gerçekleştirirken kusurlu değilse ona ceza verilemez. Örneğin, bir akıl hastası annesini öldürmüşse, adam öldürme suçu oluştuğu halde akıl hastası faile ceza verilemez. Çünkü akıl hastalarının, bilinçli davranma yetenekleri olmadığı için onlara kusur atfedilemez. (Bir suçun cezalandırılması için failin kasd veya en azından taksirle davranmış olması gerekir.) Bu ilkenin sonuçları şunlardır:

Ceza hukukunda failin cezalandırılması için kusurunun olması şarttır.
Ceza hukukunda failin cezalandırılması için kusurunun olması şarttır.
  1. Fail, kusurlu hareket etmediyse cezalandırılamaz.
  2. Failin cezalandırılmasında kusursuz sorumluluk nedenlerine dayanılamaz. Kusursuz sorumluluk; failin kasd veya taksirinin aranmadığı, hareket ile sonuç arasındaki nedensellik bağını yeterli gören sistemdir. Ceza hukukunda failin cezalandırılması için kusurunun olması şarttır!
  3. Ceza hukukunda eylem dikkate alınır. Failin suçlu olması için eyleminin suç sayılması ve bu eylemi işlerken kusurlu davranması gerekir.
  4. Ceza verilirken failin kusuru dikkate alınarak, kusurunun derecesine göre ceza verilir. Örneğin; alkollü ve hız sınırının oldukça üstünde araç kullanarak bir kişinin ölümüne sebep veren ve kurallara uyarak şeridinde seyrederken üst geçit kullanmayan bir kişiye çarparak ölümüne sebep veren sürücülerin kusur dereceleri farklıdır ve cezaları da kusur dereceleriyle orantılı olarak verilir..

C – CEZALARIN KİŞİSELLİĞİ İLKESİ: Cezalar yalnızca suç işleyen kişilere verilebilir. Suç işleyen çocuğun cezası babaya, suç işleyen annenin cezası annesine verilemez. Ceza yalnızca o eylemi işleyen kişiye verilebilir. Bu ilkenin bir sonuca olarak tüzel kişilere de ceza verilemez, cezalar yalnızca suç işleyen gerçek kişilere verilebilir.

D – ÜMANİZM İLKESİ: Ümanizm ilkesi suç işleyen kişinin cezalandırıldıktan sonra topluma yeniden kazandırılmasını ister.

E – HUKUK DEVLETİ İLKESİ: Suç işleyen kişiye, eylemin ağırlığına ve kişinin kusuruna göre adaletli ve ceza yasası uygulanırken kişiler arasında ayrım yapılmadan, eşitlik ilkesine göre ceza verilmelidir. Ancak aynı suç işlenmiş olmasına karşın, mağdurun veya failin durum farklılıkları, değişik cezalar uygulanması sonucunu doğurabilir.

Türk Ceza Yasası’nın 104. maddesine göre 15 yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi şikayet üzerine iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fail, mağdurdan beş yaştan daha büyük ise (Örneğin; mağdur 16, fail 23 yaşında ise) şikayet aranmaksızın cezayı iki kat artıran hükmü anayasa mahkemesi eşitlik ve adalet ilkesine aykırı görerek iptal etmiştir. (Aynı yaştaki mağdurlara aynı eylemi gerçekleştiren failleri bu hüküm yalnızca yaş farkına dayanarak ayırdığı için eşitlik ilkesine aykırıdır.)

Bir sonraki yazımızda suçun unsurlarını elimizden geldiğince açıklamaya çalışacağız. Sağlıcakla kalın, saygılar…

Av. Rukiye KÖME

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir