‘Çin Seddi hangi ülkededir?’ sorusu üzerine

Bu yazı 78 kez okunmuştur.

Şu an bir ortaokul ya da lisede olduğunuzu hayal edin. Ders ise sayısal yada sözel bir ders olsun. Ders işlenirken yani yeni bir bilgi öğrenilirken mutlaka öğrenciler arasından şöyle sorular gelir. Hocam bu bizim ne işimize yarayacak? Bu bilgiyi neden öğreniyoruz. Öğretmenlerimizde bu bilgileri sınavları geçmeleri için öğrendiklerini söylerler. Ya da mutlaka bu bilgilerle ileride karşılaşacaklarını söylerler.

Bu konuya katılıyorum evet o zamanlardan öğrendiğimiz her bir bilgi mutlaka hayat evremizin bir yerinde karşımıza çıkıyor. Ya da kişiler üniversite sınavları ile üniversite sonrası KPSS sınavında okul yıllarından öğrendikleri bilgilerle karşılaşabiliyor. Hatta ÖSYM bile bazı soruları lise ortaokul kitaplarındaki okuma parçalarından soruyor. Fakat ben size başka bir şeyden bahsetmek istiyorum.

Geçenlerde o meşhur yarışma olan ‘Kim Milyoner Olmak İster?‘ yarışmasında bir soru vardı: Çin Seddi hangi ülkededir?

Görünüşte kolay bir soru ama yarışmacı bu soru için iki joker kullanmak zorunda kaldı. Fakat o jokerlerin biri ‘seyirciye sor‘ jokeriydi. Maalesef yüzde 49 gibi bir çoğunluk bu soruya yanlış cevap verdi. Ama benim üzerinde durduğum konu bu yarışmacı ve o seyirciler Çin Seddi bilgisi ile hayatlarında hiç karşılaşmadılar mı? Ya da tarih derslerinde hiç mi böyle bir şey duymadılar? Eminim duymuşlardır. Fakat neden bu kadar kişi yanlış bildi. Ya da neden oraya gelen üniversite mezunları aslında çok kolay olan sorularda böyle bir duruma düşüyorlar.

Stres, heyecan gibi faktörlerin dışında ben bunu şu duruma bağlıyorum. Ülke olarak okullarda öğretilen bilgiler sadece sınav odaklı olarak aktarılıyor öğrencilerimize. Çocuklarımız bilginin ruhunu almıyor. Sadece faydacı bir şekilde öğreniyor bilgiyi. Bu yüzden de koskoca bilmem ne üniversitesi okuyan insanlarımız en basit okul bilgilerinde tereddüt ve yanlışa düşüyorlar. Çünkü bu zamana kadar öyle yetiştirildiler. Öğrendikleri bütün bilgiler sınav odaklıydı ve sınavı geçtikten sonra öğrenilen bilgi işe yaramaz bilgiydi. Fakat beynimiz aslında bütün öğrenilen bilgileri alıyor ama insan kendisi hangisi işe yarar bilgi hangisi işe yaramaz diye ayırdığı için bilgiler öteleniyor ya da unutuluyor.

O yüzden yeni nesilleri yetiştirirken okullarda öğrendikleri bilgilerin sadece sınavlar için işe yaracağını söylememeliyiz. Okul hayatları boyunca öğrendikleri tüm bilgilerin bir değeri vardır. Bu yüzden çocuklarımızı yetiştirirken öğrendiği bir matematik formülü ne kadar önemliyse öğrendiği bir tarih ya da edebiyat bilgisi de onun kadar önemlidir düşüncesi çerçevesinde yetiştirmeliyiz. Yoksa tarihi iyi bilen ama en ufak edebi bilgiden eksik nesiller yetiştiririz.

Başta da dediğim gibi çocuklarımıza bilginin ruhunu öğretmeliyiz. Sırf sınav için değil hayatı için bilginin en ufağının bile önemli olduğu öğretilmelidir. Yoksa biz hala üniversite mezunu olup en ufak tarih bilgisinden ya da en ufak coğrafya bilgisinden bihaber insanlar yetiştiririz. Okullarda o sorulan bu bilgi ne işimize yarayacak sorusunun cevabı sadece sınav için verilmemelidir. Çocuğa öğrendiği bilginin ne kadar değerli olduğu ve ilerde ne işe yarayabilir anlatılmalıdır.

Tabii bir de bu durumda ailelere de çok iş düşüyor. Çocuk büyütmek ve onu topluma hayırlı bir birey yapmak dünyanın en önemli işidir. Bundan dolayı ailelerimiz çocukları gelişigüzel nasılsa büyüyüp gidiyor gibi düşünce anlayışlarıyla yetiştirmemelidir. Onları bir büyük adam gibi görüp dinlemeli yanlarında olmalı ve ister başarılı olsunlar ister başarısız hayatlarında her zaman aileleri için değerli olduğu gösterilmelidir. Yoksa nesillerimiz hem bilgiden yoksun hem de insanlıktan nasip almamış bireyler olarak topluma çok büyük zararlar verirler.

Hayatları boyunca girecekleri sınavlar evet önemli ama öğrendikleri bilgiler sadece sınavlar için değil. Onların hayatlarında elbette bir yerlerde kullanmaları için. İnşallah ülkemiz eğitim politikaları da bu doğrultu da şekillenir. Çocuklarımız öğrendikleri bilgilerin değerini bilerek hayatlarında güzel yerlere gelirler. Çünkü bu ülkenin her bir bireye ihtiyacı var. İster işçi olsun ister mühendis. Yeter ki ülke değerlerine önem veren bireyler olalım.

Mesut BULDU

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir