Facebook Atışmaları: Peygamber Efendimizden 5 Uyarı

254 okunma

Neredeyse hepimiz Facebook, Twitter, İnstagram, Youtube vb. sosyal mecraları kullanıyoruz. Sosyalleşmek, sevdiği hocaları sayfaları takip etmek, bir şeyler öğrenmek, tebliğ yapmak, boş vakit geçirmek ise bu tip platformları başlıca kullanma sebeplerimiz. Bazen iyi işler yapmak için yola çıkan kardeşlerimiz hatalı tavırlar içerisine girebiliyor. Bilhassa Facebooktaki yorumlarda. Diğer bir deyişle facebook atışmalarında. İyiliğe hizmet etmesi gerekirken yapımdan çok yıkıma, kazançtan çok kayba, yakınlaşmaktan çok ayrışmaya güzellikten çok kirliliğe sebebiyet veriyor. Bu durum hiç de azınsanmayacak derecede olup günden güne hep sayı hem de etki bakımından artış gösteriyor. Peki bunu niye söylüyorum?

Bunun üzerine kafa yormazsak Allah korusun hem kendi ahiretimizi hem de başkalarının ahiretini berbat edebiliriz. Her hususta bize rehber olan Peygamber Efendimizin bu konuda da bizlere öğütleri var. Haydi gelin! Onun tavsiyeleri ışığında “Facebook Atışmalarının” nasıl olması gerektiğini hep beraber görelim.

Niyet okuması yapmayalım!

Çokça karşılaşılan bir durumdur; Birilerinizin niyetinizi okumaya çalışması. Kendisine dair hiçbir malumatımızın olmadığı kişiler ve durumlar için niyet okumasından ve ona göre davranmaktan vazgeçmek mecburiyetindeyiz. Bu hadis kulaklarımıza küpe olsun!

Resulullah aleyhisselam bizi bazı kabilelere gönderdi. Onlar da bizim gelişimizden haberdar olarak kaçtılar. Biz bu grubun içinden birisine yetiştik. Onu yakalayınca, ‘La ilahe illallah‘ deyiverdi. Fakat biz kendisini öldürdük. Döndüğümüzde bu olayı Peygamber aleyhisselam’a aynen anlattım.

Peygamber aleyhisselam:

Kıyamet gününde o adamın söylediği bu tevhid kelimesinin kıymet ve büyüklüğünden dolayı sana kim yardımcı olacak?‘ dedi.

Ben:

Ey Allah’ın Resulü, o adam, bunu ölümden korktuğu için söyledi.‘ diye cevap verdim.

Peygamber Aleyhisselam:

Kalbini yarıp baktın mı ki, bunu başka bir sebepten dolayı söylemiş olduğunu bilesin! Kıyamet gününde ‘La ilahe illallah’ kelimesinin karşısında kim senin yardımcın olacak?‘ buyurdu. Bu sözü o kadar çok tekrar etti ki, ‘Keşke Müslümanlığa o günden sonra girmiş olsaydım.’ dedim.

Aşağılayıcı ifadeler ve tahkirden uzak duralım!

Bir başka sorun ise birilerini tahkir etmek.  Ona galip gelmekle nefsimizi tatmin etmek. Bununla ilgili de şu hadise kulak verelim.

Müslümanın kardeşini küçük görmesi kötülük olarak ona yeter.

Asla kendi annemize küfür etmeyelim!

Yorumlarda birbirini kışkırtmak hiç de zor değil. Biri uslübu bozdu mu sonra diğeri bozar sonra biraz daha alçalma derken maalesef bel altına kadar gider konu. Teenni ile hareket etmemiz gerekiyor.

Abdullah b. Amr b. As’ın (r.ahm.) anlattığına göre:

Allah Resulü (a.s.): “Kişinin ebeveynine sövmesi büyük günahlardandır.” buyurdu. Ey Allah’ın Resulü! Kişi ebeveynine söver mi? dediler. “Evet, bir kimse başkasının babasına söver, o da onun babasına söver. Yine bir kimse, başkasının annesine söver, o da, onun annesine söver.” buyurdu.

Faydalı bir amaca hizmet etmeyen tartışmalardan uzak duralım!

Genelde yorumlar iyi niyetli bir şekilde başlar ama gidişat öyle olmaz. Burada bize düşen muhatabın durumuna göre hareket etmek ve olmuyorsa haklı olsak dahi tartışmayı sonlandırmaktır. Fayda vermeyeceği belli olan bir iş yapmak abesle iştigal olur. Bunu başarabilenlere müjdeler olsun!

Ben, haklıyken bile çekişmeye girmekten kaçınan kimse için cennetin kenarından, şakadan da olsa yalan söylemeye yanaşmayan kimse için cennetin ortasından, huyunu güzelleştiren kimse için de cennetin en yükseğinden bir köşk (verilmesin)e kefilim.

Müflislerden olmayalım!

Çok güzel bir paylaşım yapmış olabilirsiniz. Sosyal medyayı hayır adına kullanma niyetinde olabilirsiniz. Bunlar çok güzel şeyler ama tüm bu emeklerin boşa gitmemesi için de azami derecede hassas olmak ve kul hakkına dikkat etmek gerekiyor. Maalesef hayr adına yapılan bir paylaşım ile elde edilen sevap yorumlarda girilen günahlar ve kul hakları sebebiyle boşa gittiği gibi kişiyi zarara da uğratabilir.

Ebü Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Rasülullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashab:

Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler. Rasülullah sallallahu aleyhi ve sellem:

Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekat sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnad ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir.” buyurdular.

Hakan ÖZTÜRK

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir