Hatıralar ve Travmalar

Bu yazı 0 kez okunmuştur.

Yolun yarısı varsayılan 35 yaşından sonra hafıza mezarlığında ara sıra deprem sonrası aşınmış topraktan gün yüzüne çıkan bazı şeyler vardır, travmaları tetikleyen…

İnsanı yıllar önceki o ana götürüp, o an yaşadığı duyguları yaşatan hatta o an veremediği tepkileri verdiren bir koku, kendi hayatından alınmış gibi karşısına çıkıp ağlatan bir film karesi, kahrederek doldurulmuş bir valiz, kefenvari giyilmiş bir gelinlik, dalları göletin üstüne sarkmış elma ağacına yaslanmış eğreti bir merdivenin verdiği güvensizlik duygusu gibi tedirgin negatif hisler yayarak durur zihnin karanlık kasvetli bir köşesinde. Bazen kendisi bile bilmez insan neden yaşlar aktığını gözlerinden.

Kalbimize farkettirmeden yaptığımız unutulacaklar listesi, üstü toprakla örtülü bir mezar değil midir? Dünyanın kendisi işte insanoğlu; engin denizler, heybetli dağlar, uçsuz bucaksız ormanlar, kimisi kaybolmuş kimi düzenli olarak ziyaret edilmek için çevrilmiş, çiçekler dikilmiş mezarlar misali; engin coşkun duygular, heybetli azametli zirvesi arşa değecek sanılan hadsiz benlikler, her hücresi bir ağaç gibi canlı ve verimli duyular, etrafına çiçekler ekip ziyaret ederken tebessüm ettiğimiz hatıralar ve yeri unutulmuş fakat hala toprağın altında biryerlerde, erozyonla ya da heyelanla ortaya çıkması hiç umulmayan kötü anılar, travmalar…

Hepsi aynı bedene sığdırılmış dünya gibi, herkes kendi güneşi etrafında döner durur. Bir yanı karanlık bir gece, bir yanı sıcak aydınlık ademoğlu. Cüzi iradesini kuşanıp yel değirmenlerine savaş açan insanoğlu. Kimi içindeki okyanuslar misali engin duygu denizlerinde yüzer, kimi mezarların başında ağlar durur. Aslında herkesin dünyası bir asır bile sürmeyen döngüde denizler mezarlar hayal ve rüyadan ibarettir.

Aslında sadece bir valiz, bir koku, bir kağıt gemidir üstüne bizim yüklediğimiz gereksiz anlamlarla mazide yüzüp duran.

Mezarların başından kalkıp, buğday tarlalarında, coşkun pınarlarda, dalgalar çarptıkça köpük köpük duygular saçan kayalıklarda dinginleşmek bizim elimizde değil mi? Yüzümüzü güneşe dönüp, gölgeleri arkamızda bırakacak bir hamleye muvaffak olabilmeli insan; travmatik etkilerin esaretinde yaşamaya mahkum bırakmamalı, genci mutalsam (tılsımlı define) olan zatını.

Kevser TUTUŞ

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir