Seyduna Şairi: Tunay Bozyiğit

Tunay Bozyiğit, 1961 yılında Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde doğdu. İlköğretimini Kağın ve Tuzluca da tamamlayan Azeri asıllı şair ve müzisyen, 1983 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nda Memur olarak çalışmaya başladı. Şahrud ve Seyduna türkülerinin mimarı şairin, yine bu isimde 6 adet albümü vardır. Şiirlerini ve yazılarını; Saveren ile hazeri, Lal, Leyli lal ve Elehar Belcesi isimli 4 kitabında toplamıştır. Şair ve bestecinin, İstanbul Beyoğlu’nda Alamut Kalesi Sanat Cafe isimli iş yeri vardır.

Edebiyatı ve sanatı hakkında

Tunay Bozyiğit, çoğumuzun dinlediği, fakat kimin yazdığı, kimin bestelediğini bilmediğimiz birçok müziğin ve şiirin mimarıdır. Hepimizin en az bir kere dinlediği, acıya gülmek isimli müziğin sözleri şaire aittir. Ayrıca piyasada “Ben yoruldum hayat” isimli müziğin melodik yapısının, Bozyiğit’in, “Türkülerle söyleyin sılaya dönsün” isimli parçasının melodisiyle birebir aynı olması, şairin farklı çevrelere esin kaynağı olduğu, hatta bazı çevrelerce taklit edilmesi de şairin sanat ve edebiyat açısından yetkin eserler ortaya koyduğunun kanıtıdır. Toplumcu gerçekçi ve lirik tarzda şiirleri-besteleri bulunan şairi, aşağıdaki altı şiirinden alıntılarla daha içten tanıyabiliriz.

1- Gözlerin şairin mezar yeridir.

2- Vaktidir, serseri bir ıslık gibi türküce, ateşten abdest alarak, yollara düşmenin, vakti.

3-  Oysa, en sesli kelimeleri taşıyıp dilime, dişimle soyup, verirdim gözlerine. Yalancı dünya gibi, kökümden söken gözlerine.

4- “…Gel al beni her ilişkide bir
Parçası kalan ömrümü toparla
Sonrada al götür
Atlara üryan bilinen o topraklar
Kekliğe pusu kurulmayan kendi sesinden
Rüzgârlara rengini veren kızıl güllere…”

5-  “… Parmak uçlarından başlayacağım eğilip öpmeye 
İstanbul’u ayaklarının altına turap edip sereceğim
Dalgın ve yorgun yüreğim gibi çileli ayaklarına
Al götür beni elehar
Sesimin soluğumun kaynağı
Türkülerimin yağmalanmadığı o iklime al götür.”

6-  “… Günler hain hain başlar ve biterken.
Bir tuhaflık tohum gibi içime düşer ürperirim.
Korkarım, çocuk çocuk korkarım.
Sende mi belcem, diyemem.
Çekip gidersin bir gece ortası sindiremem.”

Yukarıda ki alıntılara baktığımızda, şairin gönül dünyasında ne gibi çalkantılar olduğunu görebiliriz. Şairin şiirlerinde, sevgiliye olan özlem ve toplumsal sorunlar ön plana çıkar. Örneğin, 5 numaralı alıntıyı incelediğimizde şiirde, sevgiliye kavuşulduğu takdirde ona sunulan sevginin betimlemesi, sevgiliye verilen değerin portresi çizilmiştir. 4. Alıntı da ise, hayatın ve biten ilişkilerin yorgunluğundan usanan şair, kendisini yaşamı boyunca mutlu edecek olan sevgiliyi çağırıyor, ondan kendisini yaşadığı hayattan alarak atlara üryan binilen, kekliğe pusu kurularak tutsak edilmediği topraklara götürmesini istiyor. İşte bıkkınlıktır bu! Çoğu şairin de şiirlerinde farklı kelimelerle anlatmaya çalıştığı budur. Görünmez bir elin ve ya beklenen birinin gelerek kendilerini savaşların, katliamların, küslüklerin, ayrılıkların ve nice olumsuz durumun yaşanmadığı topraklara, iklimlere alıp götürmek istemesidir. Tunay Bozyiğit’te şiirlerinde bu duyguyu hakkıyla verebilen şairlerdendir.

Böyle bir şairin-sanatçının, ne anlatmaya çalıştığı anlaşılmayan ve sadece kulak zevkine dokunan pop şarkıcılarına nazaran isminin pek az duyulması, edebiyatımız açısından acı bir durumdur. Tunay Bozyiğit Anadolu usulü sevdaları halka şiirle, şarkıyla anlatmaya çalışan ve bunu başarabilen bir sanatçıdır. Doğu Anadolu’nun coğrafyasını, sevdasıyla harmanlayarak onları şiirlere, şarkılara dökmüştür.

Edebiyat adına en büyük kaygılarımdan biri, yıllar sonra edebiyat kitaplarında Tunay Bozyiğit gibi şairlerin şiirleri yerine, sanal kitaplardan tanınarak hiçbir edebi değeri olmayan, sadece kafiye için ya da teşbih için yazılmış şairlerin(!) şiirlerinin yer alabilecek olması ihtimalidir. Tunay Bozyiğit’in eserlerini maddi kaygı güden eserlerle karşılaştırdığımızda aradaki farkı rahatlıkla görebiliriz. Bozyiğit gibi sanatçıların, maddi kaygıyı sanatın dışında tutmasının avantajlarından biri de, her kitlenin değil de, sadece sanata, edebiyata ve müziğe hâkim olan kitlelerce bilinip tanınmasıdır. Her ne kadar pop müzikler kadar,  şımarık şiirler kadar gündemde olmasa da, Tunay Bozyiğit’in kaliteli eserleri, kaliteli dinleyicileri ve okurları kendine çekmektedir.

Tunay Bozyiğit’in şiirlerinde ki teşbih ve diğer söz sanatları, çoğu şiirdeki söz sanatlarının ötesinde bir ruha, maneviyata sahiptir. Sanatçının aşağıdaki şu eserlerini dinlediğimizde bu farkın ayrımına varabiliriz.

– Üşümüşüm

– Yas evim

– Kökümden söken gözlerin

– Islık

– Solumdaki sılamsın

– Bahara yenildiler

– Al götür

– Sende mi belcem?

Bu ve buna benzer eserleri, günümüzde ki popüler şairlerin şiirleriyle karşılaştırdığımızda aradaki farkı az da olsa sezebiliriz. Bu farkları şöyle sıralamak mümkündür; kültür farkı, tecrübe farkı, çocukluktan günümüze değin çekilen çileler, sıkıntılar, küçük yaşlardan beri omuzlarda taşınan sorumluluk, toplumu derinden yaralayan olaylar. Sıralamış olduğum bu olumsuzluklardan geçen şiirler, daha bir okunaklı, daha bir anlamlı oluyor. Kimi şairler okuyarak, kimileride yaşayarak biler kalemini. Tunay Bozyiğit’te bu şairlerden biridir. Şiirlerinde Anadolu’nun kırsal kesiminden izler görebiliriz. Bunların en başında gurbetlik ve sevda gelir. Bir de bunlara, sevgili ile yaşanacak güzel günlerin özlemi eklenince, kelimeler bir başka süzülür Tunay Bozyiğit’in kaleminden.

Ali Seydi Kılıç

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir