Zamansız Sohbetler Dizisi – Hz. Ebubekir ile Röportaj

114 okunma

Haydi gelin bir yolculuğa çıkalım ve tarihin tozlu sayfalarından nasibimize düşeni kovalayalım. Bugün birçok vasfıyla islam ümmeti arasında temayüz eden bir isimle beraberiz. Ümmetin peygamberlerden sonra en faziletlisi olan Sıddik yani Ebubekir (r.a) efendimizin ziyaretçisi olduk. Aklımıza takılan bazı hususları Tevbe Suresinde ikinin ikincisi olarak geçen, Peygamber Efendimizin (s.a.v) “İnsanlardan dost tutmuş olsaydım, muhakkak ki onu dost tutardım “dediği o güzide insanın kendi veciz ifadeleriyle anlamaya çalışacağız. İşte hasbihalimizden notlar.

Efendim, islamı yaşama hususunda günümüz insanın üzerine büyük bir dünyevileşme ve gaflet bulutu üzerimize çökmüş durumda. Nasıl bir yol izlememiz lazım bundan kurtulmak için, sizler neler yapardınız?

.كنا ندع سبعين بابا من الحلال مخافة ان تقع في الحرام
(Harama düşme korkusundan helalden 70 şeyi terk ederdik.)

Anladım Efendim. Bırakın haramı mekruhu ve bazen helali bile terk ederdiniz. Aslında bu bir savunma mantığı. Yani bir kabuğun soyulması gibi. En dıştan başlıyor. Doğal olarak da ilk tavizi haramı işlemek şeklinde değil helal gördüğünüzü yapmamakla veriyorsunuz. Kaldı ki harama gelen kadar onca aşama var.

Peki Efendim doğrusuyla yanlışıyla bir şekilde kulluk vazifemizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Bir cümle ile ifade edecek olursanız bu kulluk yolcuğunda bize ne söylemek isterdiniz?

.انا الله لا يقبل نافلةحتى يادي فريضة
(Allah farzlarını eda edinceye kadar bir kimsenin nafilesini kabul etmez.)

Anladım. Yani bir öncelik prensibimiz olacak. Bu prensibe riayet ederek İslam’ı yaşayacağız. O zaman bu minvalde farz namazı dururken sürekli nafile kılmanın nasıl bir mantığı yoksa eşine ve çocuklarına karşı asli vazifesini yerine getirmeyip sürekli hayırda yarışmaya çalışan samimi kardeşlerimiz de her ne kadar iyi bir iş yaptığını, ümmet için çalıştığını zannetseler de aslında bir hata içindeler.

Bazı cemaatlerin ve dini kurumların eleştiri kültüründen yoksun bir halde olduklarını görüyoruz. Sanki liderleri hata yapmaz gibi davranıyorlar. Yaptığında ise vardır bir hikmeti diyorlar. Şunu anlayamıyorum efendim: “Bir adam doğru yapınca bunda zaten problem yok, yanlış olunca da vardır bir hikmeti diyeceksek bu adamın yanlışı, hatası nerede?” Bir cemaat liderinin bir önderin kendisini sevenlere ne demesi gerekiyor?

.ان احسنت فاعينوني و ان اسات فقدموني
(Ben güzel işler yaparsam bana yardım edin. Kötü işler yaparsam, o işten beni men edin.)

Anladım. Yani desin ki ben de bir beşerim; hata edebilirim, bunu aklınızdan çıkarmayın ve yeri geldiğinde beni düzeltin. İnşaAllah tüm kardeşlerimiz bu ilkeyi esas alarak gönül bağlarını kurarlar.

Sosyal medyada veya günlük hayatta çok tutucu, düşüncesiz ve adaletsiz hale geldiğimizi düşünüyorum. Mutlakçı bir anlayışımız var. Kalimiz her ne kadar ‘Bir kişi ya melektir ya şeytandır.‘ şeklinde olmasa da halimiz bunu diyor. Sevdiklerimizi yere göğe sığdıramıyoruz. Sevmediklerimizi de yerin dibine batırmaktan beter ediyoruz. Karşılaştığımız olaylarda bir müminin yol haritası ne olmalı?

.لاتوعدن بعقوبة اكثر من معصىة فانك ان فعلت اثمن و ان تركت كذبت
(Bir kimseyi yargıladığında suçundan fazla ceza verme! Ne cürüm işlemişse o kadar ceza ver. Eğer fazla verirsen günaha girersin. Terk edip ceza vermezsen kendini yalanlamış olursun.)

Hmm. Yani ölçümüz adalet olmalı. Herkese yaptığı hareketin ölçüsü nispetinde bir tepki vermeliyiz. Tıpkı; “Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” ayetinde olduğu gibi.

Aklıma takılan bir başka husus ise kafirler karşısında yaşadığımız mağlubiyet, ezilmişlik ve çekilen sıkıntılar.Bu konuda neler söylemek istersiniz?

.لا يدع القوم الجهاد في الله الا ضربهم الله الذل
(Bir kavim cihadı terk ederse Allah da o kavmi zelil ve hakir kılar.)

Yani bunu da kısaca cihad şuurumuzun kaybolması olarak özetliyorsunuz. Şöyle bir düşündüğümüzde gerçekten bir zaafiyet sözkonusu. İnşaAllah ümmetin her bir ferdi kendi hayatında bu cihad mefhumunu tatbik eder. Günün gerektirdikleri ve kendi şartlarını beraber düşündüğünde artık her ne ise.

Son olarak Efendimizin (a.s) konumunu sorayım. Bazı insanlar niyetlerini bilmiyorum Peygamber Efendimizi devreden çıkarma gayretindeler. Bunu süslü ifadelerle kitabına uydurarak yapıyorlar. Kur’an apaçıktır ayetini delil göstererek başka birinin açıklamasına gerek yok diyorlar. İnsan sormadan edemiyor; “Madem her şey apaçık ve birisinin açıklamasına gerek yok ise her gün niye televizyonda Kur’an budur, böyle anlaşılmalıdır diye bizlere açıklama yoluna gidiyorsunuz, bırakın apaçık olanı herkes anlar zaten.” Efendimize postacı muamelesi yapan bu güruhun önderlerine laf söylenmiyor. Peki onu takip eden samimi insanlara özetle ne söylemek istersiniz diyelim ve konuşmamızı noktalayalım.

.من يطع الله ورسوله فقد رشد و من يعصيهما فقد غوي وضل ضلالا لبعيدا
(Her kim Allah ve Resulüne itaat ediyorsa o kişi hak ve doğru yoldadır. Her kim ki Allah ve Resulüne isyanda ise o kişi azgın olup batıl ve fesada girerek uzak bir sapkınlığa sapmıştır.)

Allah sizden ve bize yol gösteren tüm dostlarınızdan ebeden razı olsun. Bizlere de bu asırda içimizden sizlerin birer numunelerini çıkarmayı nasip etsin.

Hz. Ömer (r.a) ile yapılan röportajı okumak için tıklayınız.

Hakan Öztürk

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir